BEST Dergisinde Acar Baltaş

best-nisan-2018 (2)

İş çatışması yararlıdır

Fikri savunmak, egoyu savunmak gibidir. Kişi her ne durum olursa olsun, fikrini üstün göstermeye ve haklı çıkarmaya bakar. Fikrine karşı söylenen her argümanı ‘ama’ diyerek ve o fikri çürütmeye çalışarak karşılar. Bu nedenle farklı fikirlerin olduğu bir tartışmaya başlarken Edward De Bono’nun dediği gibi ‘ego’ları tatile göndermek’ gerekir.

Bir tartışmaya fikrinizi değiştirmek üzere başlamıyorsanız, o tartışmadan bir sonuç çıkmaz. Tartışmayı, kendi fikrinize daha çok inanarak bitirirsiniz. Çatışma, görüş farklılıkları ve uyumsuz ilişkilerden kaynaklanır. Geleneksel Türk kültürü olumsuz duyguların ifade edilmesini hoş karşılamadığı için, çatışma büyük çoğunlukla uygun olmayan bir durum olarak algılanır. İş ortamında uyum, çok kere insan ilişkilerinde hiç sorun yaşanmaması ve herkesin birbiriyle iyi geçinmesi olarak düşünülür. Oysa deneyimlerimize dayanarak biliyoruz ki, böyle bir ortamda kimse, kimsenin üzerine gitmez, bunun doğal sonucu olarak da öncelikler dikkate alınmaz ve amaç insan ilişkilerinde sorun yaşamamak olur. Herkes nezaket zırhıyla diğerlerini kendisinden uzak tutar. Ancak bu şekilde sağlanan uyumun bedeli kurum tarafından ödenir. İş ortamında önemli olan çatışmanın olmaması değil, çatışmanın niteliği ve ele alınış biçimidir. Gözlemlerimize göre bir iş ortamında iki tür çatışma yaşanır: İş çatışması ve ilişki çatışması… İş çatışması, yapılması gereken işe veya alınması gereken karara ilişkin görüş ayrılıkları ve eylem planlarıyla ilgili uyuşmazlıklardır. İlişki çatışması ise kişiler arası uyumsuzluk, mücadele, düşmanca duygular, güvensizlik ve geçmiş sorunlardan kaynaklanan hesaplaşmalardır.

İLİŞKİ ÇATIŞMASI YIKICIDIR

Bir kurumda profesyonel ilişkiler yerini kişilik çatışmalarına bırakırsa, çalışanlar ve yöneticiler de iş hedeflerinin gerçekleşmesinden çok kişisel hedeflerini gerçekleştirmeye yönelir, ilişki çatışmaları yaşarlar. İlişki çatışmaları yoğunluk kazandığında ise şu sonuçlarla karşılaşılır: Düşük iş performansı, ekip üyeleri arasındaki memnuniyetsizlik, işten çok kişisel karşıtlıklara odaklanmak ve dedikodu, zaman ve enerjiyi; gücünü artırma, çatıştığı kişiden uzak durma, diğer ekip üyeleriyle ittifak oluşturma için kullanmak, ekip üyelerinde huzursuzluk, kuşku ve sinirlilik ve ekibi terk etme isteği… İlişki çatışmalarının en yaygın olanı, eğitimi ne olursa olsun, kişisel olgunluk düzeyi düşük çalışanlar arasında yaşanır. Bu durumu bitmek tükenmek bilmeyen dedikodular, birbirinin başarısızlığından memnuniyet duyma ve bunu bölüm dışındaki kişilerle paylaşarak o kişinin ya da kişilerin itibarını düşürme, iş gereği paylaşılması gereken bilgileri vermekten kaçınma, birbirinin yaptığında kusur arama, kutuplaşma ve klikleşme takip eder. Bunu önlemek konusunda iş liderinin profesyonel, kararlı ve stratejik yaklaşımına ihtiyaç vardır. Öte yandan işin nasıl yapılacağına ilişkin görüş ayrılıklarından kaynaklanan ve çoğunlukla farklılıklardan yaratılan bir sinerjiyle sonuçlanan iş çatışmasının sonuçları ise şunlardır:

> Ekip performansında artış
> Karmaşık bir iş karşısında daha etkili çözümler
> Artan karar kalitesinin bilgi çeşitliliğini performansa dönüştürmesi

EGO TATİLİ

İş çatışması ile ilişki çatışmasını ayırmak için kullanılması gereken kriter, fikir savunması mı, yoksa fikrin sorgulanmasının mı yapıldığıdır. Fikri savunmak, egoyu savunmak gibidir. Farklı fikirlerin olduğu bir tartışmaya başlarken Edward De Bono’nun dediği gibi ‘ego’ları tatile göndermek’ gerekir. Fikrin sorgulanması ise kişinin en başta kendi fikrini sorgulamaya açması ile şekillenir. İş çatışmalarının sıklıkla yaşanması, ekip üyeleri arasında memnuniyetsizliğe yol açsa bile, ekibi terk etmeye neden olmamaktadır. Ancak iş çatışmalarının çok yoğun olması ve kronikleşmesi ilişki çatışmalarına dönüşmesine yol açabilir. Ekipler yüksek yeterlilik duygusuna sahiplerse, ilişki çatışmalarıyla daha kolay başa çıkabilirler.
Çatışma çözme eğitiminin temelinde kişinin zihin haritasında temel değişiklikler yapması bulunmaktadır.

Benim hayat streslerimi yarı yarıya hafifleten bir öneriyle yazımı bitirmek istiyorum. İnsan aynı amaca hizmet ettiği kişilerle olan (eş, partner, çocuk, ebeveyn, her düzeyde iş arkadaşı) ilişkilerinde ya haklı olur, ya mutlu…

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir