Duyguların Ekonomisi

duygularin-ekonomisi.jpg_6815477[1]

2002 yılında Daniel Kahneman ekonomi dalında Nobel ödülünü aldı. Kahneman, hayatını çalışma arkadaşı Tversky ile birlikte 1970’li yıllardan başlayarak, insanların somut verilere dayandığına inandıkları kararlarının arkasındaki duygusal faktörleri, matematiksel modellerle ortaya koyan çalışmalara adamıştı. Başlangıçta bir psikologun ekonomi dalında Nobel ödülü alması yadırgansa da, Kahneman’ın bilimsel dergilere ve çevrelere sıkışan araştırmaları, geniş kitleler tarafından okunup anlaşıldıkça, ödülün doğru kişiye gittiği ortaya çıktı. Bunun sonucunda da günümüzde akademik çevrelerde ‘‘davranışsal finans’’, günlük dilde de ‘‘ekonomik psikoloji’’ kavramı, ekonomik değerlendirmelerin bir parçası olmuştur.

İnsanın verdiği her türlü kararın arkasında duygusal nedenler vardır. Tehlike, tehdit, risk, stres arttıkça, kişinin çıkarı veya ‘‘haz’zı’’ söz konusu oldukça kararların arkasındaki duygusal faktörler artar. Oysa iş dünyası içinde yer alan insanlar duygusal kararlar almaktan kaçındıklarına inanır ve kararlara duyguların karışmasını olumsuz bir durum olarak nitelerler.

Kahneman ve Tversky karar verirken bireylerin, durumun kendilerine sunuluşundan etkilendiğini aşağıdaki ortaya koyarken araştırmalarında şöyle örnekler kullanmışlardır.

Kazanmaya odaklı garanticilik

ülkenizin yaklaşık 600 kişinin ölümüyle sonuçlanacak bir salgın hastalık ile karşı karşıya olduğunu düşünün. Bu salgınla mücadele etmek için iki yol belirlenmiştir.

  • A programı uygulanırsa 200 kişinin hayatı kurtulacaktır.
  • B programı uygulanırsa üçte bir ihtimalle herkes kurtulacak, üçte iki ihtimalle kimse kurtulamayacaktır.

Soruya cevap verenlerin %75’ i A programının uygulanmasının doğru olacağını söylemiştir. Kesin bir başarının söz konusu olduğunu durumda riskten kaçınma davranışını sergilenmektedir.

  • C programı kabul edilirse 400 kişi ölecektir.
  • D programını kabul edilirse üçte bir ihtimalle kimse ölmeyecek, üçte iki ihtimalle herkes ölecektir

Soruya cevap verenlerin %75’i D programını seçmiştir. Cevaplar incelendiğinde A programı ile C programının ve B programı ile D programının olarak aynı sonucu vereceğini görebiliriz. Birinci cevap kümesi “yaşam”, bir başka ifadeyle “kazanmak” odaklı iken, ikinci cevap kümesi “ölüm” yani kaybetmek odaklıdır. Birinci durumda riskten kaçma, diğerinde ise risk alma eğilimi öne çıkıyor. İnsanlar “hayatı kaybetmek” veya “ölüm” algısı söz konusu olduğunda riske girmeye çekiniyorlar. Kahneman insanların risk hesaplarken ‘‘ölmek’’ ve ‘‘kurtuldu’’ kelimelerinden etkilendiklerini göstermiştir.

Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü gibi kişilerin tercihlerini soruyu veya durumumu ortaya koyma biçimiyle yönlendirmek mümkün olabilmektedir. Bu durumu günlük alışverişlerimizde de gözlemleyebiliriz. Kredi kartı veya nakitle alışveriş yapma seçenekleri sunulduğunda, nakitte yapılan indirimden söz edilir ancak kredi kartı ile alışveriş yaptığınızda daha fazla ödediğinizden bahsedilmez. çünkü kaybetme duygusu, kazanma duygusundan daha ağır basacağından kimse kredi kartı ile ödeme yaptığında daha fazla ödeyeceğini duymaktan hoşlanmaz. Oysa bir alışveriş sırasında satıcının bize sunduğu ‘‘nakite indirim’’ imkanı , ‘‘kredi kartına bedel ödeyeceksiniz’’ demektir.

İlerleyen günlerde, duygularımızın bizi nasıl etkilediği konusundaki sayısız araştırma ve örnekleri konu etmeye devam edeceğiz.

Sending
User Review
0 (0 votes)
2 Yorumlar

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.