İslam Ülkeleri Ekonomik Uygulamalarda Ne Ölçüde İslami?

Paylaş
Share On Twitter
Share On Linkdin
Share On Pinterest
Share On Stumbleupon
Share On Reddit
Contact us

islam-ulkeleri-ekonomik-uygulamalarda-ne-olcude-islami-acar-baltas-grubu-makale
George Washington Üniversitesi’nden iki İranlı akademisyen (S.S. Rahman ve H. Askari) 2010 yılında, İslam ülkelerinin ne ölçüde İslami olduklarını ve ekonomik İslami ilkelerini ne düzeyde uyguladıklarını araştırdı. Bunun için doğrudan Kuran’dan ve güvenilir hadis kitaplarından yararlandılar ve bu kaynaklarda yer alan ilkelerden hareketle “Ekonomik İslamilik Endeksi” (Economic Islamicity Index) adını verdikleri bir ölçüm geliştirdiler. Araştırmacılar Ekonomik İslamilik Endeksi’ni, daha önce üzerinde çalıştıkları Katoliklik Ekonomik Endeksi’ne (Catholicity Economic Index) kıyasla daha kolay oluşturduklarını belirttiler.1 Bunun nedenini İncil’le karşılaştırıldığında Kuran’ın, insanın sosyal ve özel alanlarını içine alan çok açık kurallar koyması ve düzenlemeler yapması olarak açıkladılar. Bu kurallar ibadet, kendini kontrol, hukuk, bireysel haklar, ekonomik yapı, vergilendirme, ticari ve özel anlaşmalar, para alışverişi ve bunun gibi daha birçok alanı kapsamaktadır.

Batı medyası ve akademik çevrelerde İslam dininin doğrudan veya dolaylı olarak İslam ülkelerinin ekonomik performansları üzerinde olumsuz etkileri olduğu konusunda yaygın bir görüş birliği vardır. Özellikle T. Kuran ve B. Lewis Arap âleminde uygulanan İslam’ın modernleşmeyi ve gelişmeyi engellediğini, İslam dünyasında kutsal geçmişe dönme özlemiyle, yeni olan birçok uygulamanın dogmatik bir şekilde reddedildiğini ileri sürmüşlerdir.2,3 T. Kuran, daha ileri giderek, İslam’ın kutsal kitabının kadercilik, tembellik, meraksızlık, bilime inançsızlık, batıl inançlar, muhafazakârlık ve gelenekçiliği öne çıkarttığı için ekonomik gelişmeyi engellediğini savunmuştur.

A. Mirakhor ve H. Askari, T. Kuran’a güçlü şekilde karşı çıkmışlardır. Onlara göre, son otuz yıldır İslam ekonomisi literatürü üzerinde yapılan araştırmalar, İslam’ın en azından iki temel ilkesi konusunda fikir birliği sağlamıştır. Bunlar “adalet” ve “eşitliktir”. İslam öğretisi bütün davranışları bu iki etik ilkenin ışığında değerlendirir.4 Ayrıca İslam dini, Batılı yorumcuların da birçok defa atıfta bulundukları gibi, özel mülkiyet hakkını, ticarette kârın meşruluğunu, sıkı çalışma geleneğini ve ekonomik başarı ile ilahi ödül arasındaki ilişkiyi onaylamıştır. Bu nedenle İslam’ın hızlı ekonomik gelişmeyi, hatta güçlü veya zayıf bir kapitalist sistemi dışladığını düşünmek gerçekçi değildir. Diğer taraftan İslami ilkeler, sosyal adaletsizlik ve vahşi ekonomik uygulamalarla sağlanacak ekonomik gelişmeyle bağdaşmaz. Bütün bunların yanı sıra çalışmak, sadece ihtiyaçların ve isteklerin karşılanması için değil, aynı zamanda toplumun bütün üyeleri için bir görev ve sorumluluktur.5

İslam ve Ekonomi

Rahman ve Askari, İslam ülkelerini ekonominin üç ana boyutu üzerinden incelemiştir. Bu boyutlar, hukuk sistemi ve yönetim, insan hakları ve politik haklar ve uluslararası ilişkiler alanlarını kapsamaktadır. Yapılan araştırma İslam ülkelerinin ekonomik sistem ve politikalarına ve ekonomik sosyal adalet uygulamalarına odaklanmıştır. Ayrıca İslamiyet’in ilk yıllarında Medine’de Hz. Muhammed’in uygulamaları Müslüman ülkeler için mükemmel bir örnek oluşturur. Ancak araştırmacılara göre günümüzde İslami doktrini uygulamak konusunda anlaşmazlıklar hala devam etmektedir.

Ekonomik İslamilik (EI) Endeksi, kendini Müslüman kabul eden ülkelerin izledikleri politikaları, başarıları ve İslami ekonomik ilkelerle ilgili uygulamalarını değerlendirmiş ve sıralamıştır. Araştırmacılar, tüm İslam ülkelerinin ekonomilerini ilkeler, adalet, politikalar ve yönergeler açısından ayrıntılı olarak değerlendirmenin zorluğunu kabul etmiş ancak İslam ekonomik öğretisini, temel ekonomik dayanakları açısından üç ana noktada toplamıştır. Bunlar:

  • Ekonomide adaletin sağlanması ve sürdürülebilir büyümenin başarılması
  • Refahın tabana yayılması ve yeni iş alanlarının yaratılması
  • İslami ekonomik ve finansal uygulamaların benimsenmesi

Daha sonra İslam öğretisinin bu üç temel ilkesi on iki ekonomik alt başlıkta değerlendirilmiştir. İslami ekonominin bu on iki ilkesi, aynı zamanda “İslami Ekonomik Vizyon”un muhtemel bir tanımını oluşturmaktadır.

  1. Ekonomik fırsat ve özgürlüklerin varlığı
  2. Ekonomi yönetiminin her alanında adaletin tesisi; mülkiyet hakkının ve sözleşmelerin kutsallığı
  3. İstihdamda fırsat eşitliği ve çalışanlara iyi davranma
  4. Milli gelire göre yüksek eğitim harcaması ve eğitimde fırsat eşitliği
  5. Fakirliğin ortadan kaldırılması, yardım, temel insan ihtiyaçlarının karşılanması; ekonomik eşitlik, servet biriktirmenin önlenmesi, fazla tüketimden kaçınılması
  6. Gelirin ve zenginliğin eşit dağılması
  7. Sosyal refah ve vergilendirme ile daha iyi alt yapı ve sosyal hizmetlerin sunulması
  8. Doğal ve tükenebilir kaynakların iyi yönetilmesi. Yüksek tasarruf ve yatırım yapılması
  9. Piyasada ve bütün ekonomik işlemlerde güvenin, dürüstlük ve yüksek ahlaki standartlarla sağlanması; yolsuzluk olmaması.
  10. İslami Finansal Sistem: Borçlanmaya dayanan anlaşma yerine risk paylaşımı; destekleyici finansal sistemin sağlanması ve spekülasyonun ortadan kaldırılması
  11. İslami Finansal Sistem: Faizi yürürlükten kaldıran finansal uygulamalar
  12. Milli gelire oranla yüksek ticaret hacmi, dış yardım, yüksek düzeyde çevresel koruma, piyasanın sıkı denetlenmesi; böylece hem ekonomik, hem de genel refah düzeyinin devlet eliyle sağlanması

Tablo 1. İslami Ekonomik Endeksi Sıralamasındaki İlk 20 Ülke (n=208)

1.      İrlanda 11. Avusturya
2.      Danimarka 12. Hong Kong, Çin
3.      Lüksemburg 13. Kanada
4.      İsveç, Birleşik Krallık 14. Avustralya
6.   Yeni Zelanda 15. Hollanda, Amerika
7.    Singapur 17. Fransa
8.    Finlandiya 18. Kıbrıs
9.    Norveç 19. Şili
10.  Belçika 20. İzlanda


Tablo 2.
Bazı İslami İşbirliği Teşkilatı Ülkeleri ve Sıralamaları (n=208)

33. Malezya 82. Umman
42. Kuveyt 87. Lübnan
54. Kazakistan 91. Suudi Arabistan
55. Brunei 92. Türkmenistan
61. Bahreyn 95. Maldivler
64. Birleşik Arap Emirlikleri 96. Kırgız Cumhuriyeti
71. Türkiye 99. Uganda
72. Tunus 104. Endonezya
74. Ürdün 105. Arnavutluk
80. Azerbaycan 109. Guyana

Rahman ve Askari’nin araştırma sonuçlarını yansıtan tablolara bakıldığında, kendini Müslüman kabul eden ülkelerin yukarıda sıralanan 12 İslami ekonomik ilkeyi ve bunlara bağlı 113 parametreyi uygulamakta başarılı olmadıkları görülmektedir (Tablo 1, Tablo 2). Listede bulunan 56 Müslüman ülkenin, 208 ülke arasındaki ortalama sıralaması 133’tür. Listenin ilk 32 sırasında tek bir Müslüman ülke yoktur. Listedeki ilk Müslüman ülke olan Malezya 33. sıradadır. Daha sonra Kuveyt (42), Kazakistan (54), Brunei (55), Bahreyn (61), Birleşik Arap Emirlikleri (64) gelmektedir. Türkiye bu listede kendisine 71. sırada yer bulmuştur (Tablo 2).

Sorumlu kim?

1945 yılında Almanya ve Japonya cezalandırılmak üzere yerle bir edilmiş ve kaynakları kurutulmuştu. Kayda değer bir yeraltı zenginliğine sahip olmayan bu iki ülke bugün bulundukları bölgenin lideridir ve dış güçler bunu engelleyememiştir. Bu ülkelerle Müslüman ülkelerin aralarındaki farkın en temel nedeni, basitleştirerek söylemek gerekirse, “iyi yönetimle kötü yönetim arasındaki farktır”. Yine basitleştirerek söylemek gerekirse, iyi yönetimle kötü yönetim arasındaki farkı belirleyen de “açıklıktır”.

Rahman ve Askari’nin çalışmaları bize Müslüman ülkelerin ülkeleri yönetmek ve halklarına refah getirmek açısından iyi bir sınav vermediklerini ortaya koymaktadır. Bu çalışma aynı zamanda İslam dinine mensup olmayan birçok ülkenin İslam’ın özünde barındırdığı ilkeleri hayata daha iyi yansıttıklarını göstermektedir.

Düşünülmesi gereken bir başka rahatsız edici gerçek, dünya nüfusunun yüzde 22 sini oluşturan 1,5 milyar Müslümanın, dünya üretiminin yüzde 5,6’sını, ihracatının yüzde 9’unu, teknoloji ihracatının ise binde 4’ünü gerçekleştirmeleridir.6 Elli yedi Müslüman ülkenin toplam üretimi Almanya’nın üretiminden daha azdır.7

2005 yılında Harvard Üniversitesi’nde yayınlanan makale sayısı 17 Arap ülkesinin bütün üniversitelerinde yayınlanan makale sayısından fazladır.7 Dünya nüfusunun dörtte birini oluşturan Müslümanları da kapsayarak 114 yıldır verilen Nobel bilim ödüllerini sadece üç Müslüman bilim adamı kazanmıştır.6

Sonuç

Bin yıl önce dünyanın güneşe uzaklığıyla, kan dolaşımıyla ilgilenen Müslüman âleminin, bugün ekonomik refah açısından en geride yer alması nasıl açıklanabilir? Bu durumu aşmak için, bu konuda en yetkili insanlardan birisi olan eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’na kulak vermek yararlı olacaktır.

“İslamiyet’te ibadet sadece kıldığımız namaz değildir. İnsanlığa, dünyanın imarına, sulha, barışa hizmet eden her davranış ibadettir…Çalışma, üretme, hak, hukuk, adalet bir toplumun kalkınması, özgürlüğün korunması için bir şeyler yaparsanız gelişirsiniz…Biz Müslümanlığı sadece inanma ve namaz, oruç, hac gibi belli ritüelleri yerine getirme olarak algıladığımız sürece bu mahcup edici durum devam edecektir. Allah, ‘Dünya’ya inanan ve yararlı iş işleyenler egemen olacaktır’ diyor…Müslümanlar şeklen dindarlaştıkça, dünyevileşmeleri de artıyor. İslam, seccadeni ser, ibadetle ömrünü geçir demiyor”.8

Son söz: Müslüman ülkelerin büyük bölümünde düşüncenin özgür olmayışı ve devletin toplum yaşamının bütün alanlarını kontrol etmeye çalışması, bugün İslam âleminin istenen refah ve gelişme düzeyinin gerisinde olmasının en büyük nedenidir.6

Kaynakça:

  1. Rahman SS, Askari H.: An Economic Islamicity Index. Global Economy Journal 2010; 10:3.
  2. Kuran T.: Economic underdevelopment in the Middle East: the historical role of culture, instutions and religion [İnternet] Uygun erişim: http://www.afd.fr/webdav/shared/PORTAILS/PUBLICATIONS/EUDN/EUDN2007/kuran.pdf
  3. Lewis B.: Root causes. What went wrong: Western impact and Middle Eastern response. New York, Oxford University Press; 2002.
  4. Mirakhor A.: A note on Islamic Economics [İnternet] Uygun erişim: https://uaelaws.files.wordpress.com/2012/05/a-note-on-islamic-economics.pdf
  5. Mirakhor A.: The general charecteristics of economic system. New York, Global Scholarly Publication; 2003.
  6. Yılmaz MY.: Sosyal ve kültürel iktidar neden gerçekleşemiyor? Hürriyet Gazetesi; 30 Mayıs 2017.
  7. Dorman E.: Hz. Muhammed’i anlamak. Hürriyet Gazetesi; 30 Mayıs 2017.
  8. Özbey İ.: Kendi yanlışlarımıza fetva verir olduk. Hürriyet Gazetesi; 28 Mayıs 2017.
Oylama: 4.5 (34 oy)
Sending
5 Yorumlar

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir