KobiFinans’ta Acar Baltaş

kobifinans-dergisinde-acar-baltas

İş Hayatında Duygusal Zeka

Duygusal zeka, 1995’te işletme literatürüne girdi ve önemi giderek arttı. Başlangıçta “duygusallıkla” karıştırılan ve biraz da küçümsenen duygusal zeka, bugün meslek basamaklarında yükselmenin vazgeçilmez parçası olarak görülüyor. Duygusal zekanın bu kadar önem kazanmasının ardında yatan esas gerçekler nelerdir?

Bir ürünün satış fiyatının maliyet ve kâr payı ile belirlendiği dönemde şirketler hiyerarşik bir yapı içinde, her bir bölümü diğerinden ayıran kalın duvarlarla yönetilirdi. Herkes kendi işine bakar, bölümde yöneticinin bilgisi dışında hiçbir iş yapılamaz, onun haberi olmadan bilgi alınıp verilemez ve kimse kimseye karışamazdı.

Tecrübeli ve zeki bir çalışan, her düzeyde, her ilişkide ağırlığını hissettirir ve bölümü adına istediğini elde ederdi. Her çalışan, kimden emir alıp, kime emir vereceğini bilirdi. İş tanımının sınırları içinde, yetki ve sorumlulukların nerede başlayıp nerede bittiği büyük önem taşırdı. Otorite güce dayanır ve çalışanlar yöneticilerini kızdırmamaya bakarlardı. İş ortamında en güvenli yol stokla çalışmak olduğu için, ürünle ilgilenen her bölüm kendisini sıkıntıya sokmayacak miktarda ürünü; hizmet üreten her bölüm de zamanı stok olarak tutardı. Mümkün olan en çok sayıda kişiyi kendi bölümünde tutmak bir güç işareti olduğu için, bunun maliyetler üzerindeki etkisi göz ardı edilirdi.

KÂRLILIK AZALINCA

Zamanla rekabet artıp kâr marjları düşmeye ve fiyat pazar koşulları tarafından belirlenmeye başladıkça maliyetler giderek daha fazla önem kazandı. Bunun sonucunda üretim araçları, iş yapma biçimleri ve süreçleri, rekabete dayanmanın ve pazarda ayakta kalmanın tek koşulu olmaya başladı.

Geçmişte genel bir tanım olan ekip çalışması (team-work), stok maliyetlerini azaltmak için yeniden yapılandırıldı ve futbolda “golü takım atar, takım yer” ilkesinde olduğu gibi “iç müşteri” anlayışı ortaya çıktı. Birbirinden bağımsız çalışan bölümlerin kaderi birbirine bağlandı ve her bölüm, diğerinin “gözünün içine bakmak” zorunda kaldı; birbirine karşılıklı bağımlı bölümler ortaya çıktı. Bilgiyi işlemek, ürün işlemekten daha önemli duruma geldi. Bilgi teknolojisinin yardımıyla, işletme içinde katmanlar azaldı ve yatay yönetim anlayışına geçildi.

Bu sürecin sonunda, geçmişte önem taşıyan zeki, bilgili ve tecrübeli bazı çalışanların yarar değil zarar vermeye başladıkları görüldü. Çünkü bu kişiler bir işin neden olmayacağını o kadar iyi anlatıyor ve çevrelerini de ikna ediyorlardı ki, daha sonra o işin yapılmasını sağlamak ayrıca bir maliyet oluşturuyordu. Bu kişiler ne kadar zeki ve tecrübeliyseler, ördükleri duvarlar da o ölçüde kalın, diğerlerinin önüne koydukları yokuş o ölçüde dikti.

ZEKA VE TECRÜBE YETER Mİ?

“Üstümü bileyim, astımı bileyim. İş tanımım, yetki ve sorumluluklarım belli olsun.” anlayışına sahip olanlar, hiyerarşik bir sistem içinde çok başarılı olabilirler. Ancak gerçek ekip çalışmasının yapıldığı bir ortamda, her zaman “gri alanlar” ve “silik sınırlar” vardır. Belirsizliğe karşı düşük toleransı olanlar böyle ortamlarda bocalar ve sık sık kriz yaratırlar. İyi bir ekip çalışması için, yüksek duygusal zeka en temel özelliktir.

DUYGUSAL ZEKAYI GELİŞTİRMEK ELİMİZDE

Bir bakıma duygusal zeka çok da yeni bir kavram değil. Aksine yıllardır bu konuda yapılan sayısız çalışma var. Ne var ki, önemli olan duygusal zekanın insan yaşamını anlamlandırmak, daha etkin hale getirmek ve iş yaşamında performansı etkili bir düzeye çıkarmak için ne kadar önemli olduğunu kabul etmek ve ondan yararlanmaktır. Kişinin duyguları, kendisinde ve başkalarında algılayabilmesi, ayırt etmesi ve yönetmesi, iş başarısı için gerekli olan toplumsal ve duygusal yetkinlikleri kazanması ve hayata geçirebilmesi için bir temel oluşturur. Umut verici olan şu ki, duygusal yetkinlikler kazanılabilir ve duygusal zeka düzeyi artırılabilir. Araştırmalar da, duygusal zekanın yaşla arttığını göstermektedir. Uygun eğitimler ve koçluk programlarıyla duygusal zekayı geliştirmek ve kalıcı artışlar sağlamak mümkündür.

Değişim alabildiğine hızlanırken ve beklenmedik gelişmeler insandan sürekli daha üstün bilişsel yeterlilikler talep ederken, duygusal zeka her zamankinden daha büyük değer kazanmaktadır. Duygusal zeka işyerinde hem üretkenliği hem de kişi sağlığını iyileştirmek ve geliştirmek için önemli olanaklar sunmaktadır.

DUYGUSAL ZEKA ÖZELLİKLERİ

– Kendi duygularını anlamak ve isimlendirmek,
– Başkalarının duygularını anlamak (empati),
– Olumsuz duyguları denetleyebilmek,
– Çevresindekilerin olumsuz duygularını yönetebilmek,
– Emir verme yetkisine sahip olmadığı insanlara iş yaptırabilmek,
– Çatışma durumlarında uzlaşabilmek.

Oylama: 0.0 (0 oy)
Sending

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir