“Liderlik Konuşuyor” World Business Forum 2006

wbf-baltas-grubu-wbfturkiye

12-13 Eylül 2006 tarihinde Newyork’ta World Business Forum’a katıldım. Bu Forum’da “Liderlik Konuşuyor” başlığı, “İş Hayatındaki En Güçlü Beyinler “alt başlığıyla kolaylıkla bir araya getirilemeyecek çok önemli konuşmacıları dinleme fırsatı buldum. Bu konuşmacılar, 1996-2002 yılları arasında Newyork valiliği yapmış olan ve muhtemelen gelecek dönem Cumhuriyetçilerin başkan adayı olacak olan Rudy Giuliani, Jack Welch, Honeywell’in eski genel müdürü Larry Bossidy, Asya Uzmanı Kenichi Ohmae, “Good to Great” kitabının yazarı Jim Collins, 1990 yılında Amerikayı en çok etkileyen 25 kişiden biri seçilen, 9 Grammy ödüllü caz sanatçısı Wynton Marsalis, “Blue Ocean” kitabının yazarı Renée Mauborgne, “In The Tipping The Point” ve “Blink” kitaplarının yazarı Malcolm Gladwell, eski başkan W.J. Clinton ve Colin Powell’dı.

Toplantı Newyork’un merkezinde Radio City binasında, 37 ülkeden gelen 4000 üst düzey yöneticinin katılımıyla gerçekleşti. Her biri 90 dakika süren konuşmaların son otuz dakikası CNBC‘nin bir sunucusu veya Wall Street Journal’ın bir köşe yazarının moderatörlüğünü yaptığı soru cevaplarla yürütüldü. Konuşmaların ilgi çekici bölümlerinden derlediğim notları aşağıda sizlerle paylaştım.

Jack Welch – Strateji
Jack Welch, insanın kanında işe tutkunun olması gerektiğini savunurken, birlikte çalıştığı kişilerin hepsinin sorunları onun gibi algılamasını, başarmaktan mutluluk duymasını, başaramayınca acı ve sıkıntı çekmesini beklediğini söyledi.

Çalışanlara başarılı olmak istemeleri için bir neden vermek ve anlama duygusu oluşturmak gerektiğini savunan Welch, başarıların en küçüğünün bile kutlanması ve her durumda sorulması gereken sorunun; “Başarıları yeterince kutluyor muyuz?” olması gerektiğini belirtti.

Jack Welch, konuşmasında, çalışanlardan en üstteki %20’nin şirketi sürükleyeceğini, %70’in ortalamalarda kalmayı tercih ettiğini, en alttaki %10’nun da zaman geçirmeye baktığına inandığını dile getirdi.Burada yapılması gerekenin en üstteki %20 yi ödüllendirmek %70’i yukarı çekmek en alttaki %10’na da başka bir işte başarılı olmak için fırsat vermek gerektiğini savundu.

Katılımcılardan gelen “Kadınlar neden cam duvarlarla mücadele etmek zorunda kalıyor?” sorusuna, Jack Welch, “Harward Business School’dan 1985-2005 yılları arasında mezun olan erkeklerin %92’si kadınların %30’u iş hayatına aktif olarak devam ediyor. Bu bir seçimdir. Bu seçimde belki biyolojik nedenler rol oynuyor. “Çocuklara kim bakacak?” Sorusuna verilen cevap hatalı veya yanlış değildir ancak seçimdir” şeklinde cevap verdi.

“HR nasıl geliştirilir ve etkin kılınır?” sorusuna ise, HR’ın mutlaka CEO’ya bağlı olması gerektiğini ve bağlı olmazsa o kurumda insan kaynakları konusunda fazla bir şey yapılamayacağını söyledi.

W.J. Clinton – Küresel Gelişmeler
“Eğer bir dünya görüşünüz yoksa, her gün olup bitenleri gazetede ve TV’de yer alan olaylar sizin için fazla anlam taşımayan, birbirinden kopuk ve dünyanın kötüye gittiğine işaret eden olaylardır” cümlesiyle konuşmasına başlayan W. J. Clinton, aşağıda soruyla konuşmasına devam etti.

İlk sorusu “21. yüzyılın en belirgin özelliği nedir?” olan Clinton bu soruyu, “Karşılıklı bağımlılık” (Interdependence) diye cevapladı ve “Artık birbirimizden kaçamayacağımız ve boşanmanın seçenek olmadığı bir dünyada yaşıyoruz” dedi.

“Ben bugününün dünyasını, çocuklarım ve torunlarım için daha yaşanılır ve iyi kılmak isteseydim bunun nasıl olmasını isterdim?” sorusuyla konuşmasına devam eden Clinton, “Bu dünyada yaşayan her insan topluluğu için paylaşılan fırsatların, sorumlulukların, gerçek ve samimi aidiyet duygusunun yaşandığı bir dünya olmasını isterdim” dedi.

Üçüncü olarak “Buradan oraya nasıl gidilir?” sorusunu soran Clinton, bu soruya, “Atılacak birinci adım güvenlik politikasıdır. Teröre karşı, kitle imha silahlarına karşı mücadele gereklidir” şeklinde cevap verdi ve konuşmasına “Karşılıklı bağımlılığa dayanan bir dünyada düşmanlarımızı, öldürerek bitiremeyiz. Bunun için dostların sayısını artırmak için yatırım yapmak, daha akıllıcadır.” ifadesiyle devam etti. Konuyla ilgili verdiği örnek; “Bugün terörün önemli bir kaynağının Pakistan’daki medreseler olduğunu biliyoruz.Bu medreselere 5 yaşındaki çocuklar gidiyor, beyinleri yıkanıyor. Bu çocuklar oraya aileleri tarafından maddi sorumluluklarından ve okul giderlerinden kurtulmak için gönderiliyorlar. Diğer taraftan ABD Pakistan ordusuna her yıl terörle mücadele etmek için ciddi miktarlarda yardım yapıyor. Bunun yerine bu paranın ailelere ulaştırılması ve çocukların çağdaş bir eğitim görme imkanı sağlanırsa, terörle çok daha etkili mücadele edilir” şeklindeydi.

“Dost kazanmak için para harcamak, düşman öldürmekten daha akıllıcadır.” ifadesi Clinton’un konuşmasından iz bırakan cümleler arasındaydı.

“Bütün bunları kim gerçekleştirecek?” sorusuyla konuşmasına son veren Clinton, bu soruya, “bugün demokratik ülkelerdeki sıradan vatandaşlar, geçmişle kıyaslanamayacak kadar büyük bir güce sahipler. Elektronik ortamda haberleşmenin yaygınlığı ve sivil toplum örgütlerinin varlığı bu konuda ümitli olmak için neden oluşturuyor” şeklinde cevap verdi.

Larry Bossidy – İcra
İş dünyası içinde yer alan bütün yöneticileri tanımlarken, “ yöneticiler, gerçekçi olduklarını söylerler, ancak gerçeklerden kaçarlar” dedi ve bunu “Liderler istediklerini duyarlar, duymaları gerekeni değil. Hüsnü kuruntu içindedirler. Çevrelerinde olup biteni olduğu gibi değil, olmak istedikleri gibi görürler. Korkarlar, bu nedenle de karşı çıkanı cezalandırırlar” cümleleriyle açıkladı.

İcrayı, “yaratmak, enerji vermek ve bunu devamlı kılmaktır” şeklinde ifade eden Larry Bossidy, farklılaşmak önem taşıdığını her firmanın özelleştiği ürüne yoğunlaşması gerektiğini savundu.

Karmaşık performans sistemlerinin basitleştirilmesi gerektiğini belirten Bossidy, iş hayatında yetenekli insanları “Nasıl geliştiririm?” sorusunun en önemli soru olduğunu söyledi.

Birbirinden hoşlanmayan insanların işbirliği içinde olmaları zor olduğunu savunan Larry Bossidy, liderin kariyerini tehdit eden davranışları şu şekilde sıraları;

• Eylem içinde olmamak.
• İnsanlarla ilişkiler yönetememek. Körü körüne itaat etmek. İyileri ve vasatları ayıramamak.
• Karar vermekte zorluk çekmek ve bu nedenle toplantı üzerine toplantı yapmak.
• Sözünü tutmamak.
• Analitik düşünce eksikliği. Kök nedeni bulamamak.

Katılımcılardan gelen “CEO’lar fazla para alıyorlar mı?” sorusuna, “ortalama performans gösterenler için bu geçerli olabilir. Ancak paydaşları için beklenenlerin üzerinde getiri sağlayanlar için fazla para alıyorlar denemez” şeklinde cevap verdi.

Renee Mauborgne – Müşteri
İki tür innovasyon olduğunu savunan Renèe Mauborgne, şirketi karlı kılan inovasyonu iyi, kar getirmeyeni ise kötü inavoasyon olarak tanımladı. Ayrıca inovasyonun ticari modele dönüştürüldüğünde heyecan yarattığını savundu.

1980’den 2000 yılına kadar, 30 endüstri dalında, 150 mavi okyanus projesi incelediğini belirten Mauborgne bu şirketin kalıplarını aradıklarını çünkü kalıplar olmazsa stratejiden bahsedilemeyeceğini belirtti.
Verdiği örnekte, klasik müzik konserlerin kötüye giden işlerden biri olduğunu, çok önemli orkestraların bile zarar ettiğini fakat böyle bir dünyada Andre Rieu’nın kendine bir mavi okyanus yarattığını söyledi. A. Rieu’nun herkesin klasik müzikten zevk almasını sağladığı için başarılı olduğunu savunan Renèe Mauborgne, çevre koşullarının vazgeçilmez ve değişmez olmadığını, çevreyi kişinin kendisinin oluşturabileceğini ifade etti.

Alıcı için değer yaratmak için üç öğeye ihtiyaç vardır diyen Mauborgne, bu öğeleri şu şekilde sıralıyor;

Değer boyutu——Kullanım fiyatını etkiler
Karlılık boyutu—Fiyatı ve maliyeti ektiler
İnsan boyutu——Çalışan ve paydaşları etkiler

Rudy Giuliani – Liderlik
Giuliani söze klasik “lider olunur mu doğulur mu” sorusu ile başladı. Olmak için hiç süphesiz doğmak lazım diyerek esprili bir şekilde doğuştan getirilecek bazı özellikleri imâ etti. Liderlik özelliklerinin anne babalarımızdan aldığımız gibi büyük çoğunluğunun ilk yıllarında yanında çalıştığımız insanlardan kazandığımızı belirtti.

Guiliani, başkanlık dönemi sonuna doğru liderlik konusunda zengin ve engin olduğuna inandığı deneyimlerini kaleme almaya başladığını, ancak 11 Eylül olayları nedeniyle ara verdiği çalışmalarına yeniden başladığında eski yazdıklarının çoğundan vazgeçerek, birçok şeyi yeniden kaleme almak zorunda kaldığını söyledi.

Guiliani 11 Eylül’e kadar sevilen ve hayran olunan bir belediye başkanı durumundayken, 11 Eylül Krizi’ni ele alış ve yönetiş biçimiyle bir halk kahramanına dönüşmesinin ardında yatan altı liderlik ilkesini anlattı.

Vizyon: İyi bir liderin ilkesi, hedefi, temel bir felsefesi olması ve inandığı şeye, neden inandığını bilmesi gerekir.Büyük liderleri diğerlerinden ayıran güçlü fikirleridir. Bunun için de, sürekli öğrenme, okuma ve fikirlerin yeniden biçimlenip, geliştirilmesi gerekir.

Kişilik: İyi lider, iyimser olmalıdır ve çözüm getirmelidir.

Cesaret: Cesaret korkuyu yönetebilmektir. Cesur insanlar korkularını, daha iyi performans göstermek ve risklerden korunmak için kullanırlar.

Hazırlık: İşler yolunda gitmediği zaman bir B planının varlığı, krizi yönetmeyi mümkün kılar.

Ekip Çalışması: Her şeyi kendisinin yaptığına ve başardığına inanması, bir lideri yalnızlığa iter. Kendini başka insanların güçlü taraflarıyla dengeleyen liderler başarıya ulaşır.

İletişim: Fikirlerinizi başkalarının kafalarına yüreklerinden geçirerek ulaştırabilirsiniz, insanları ancak duygularından yola çıkarak yönetebilirsiniz.

Jim Collins – İnsanlar
Konuşmasının genelinde, 100 yıllık bir süreçte şirketleri incelediği ve sürekli başarı gösteren ve göstermeyenleri kıyasladığı 10 yıl süren araştırmasını anlatan Jim Collins, bu araştırmadan çıkardığı sonucu; “Mükemmellik şartların bir fonksiyonu olmayıp bir seçim olduğudur” olarak tanımladı.

“Neden bazı şirketler kötü şartlara rağmen varlıklarını sürdürüyorlar bazıları ise sürdüremiyorlar?” Mükemmel şirketlerin özelliği, “Değişen şartlara rağmen değişmeyen disiplinleridir” diyen Jim Collins, benzer durumun insanlar için de geçerli olduğunu ifade etti. Örneğinde, birçok insanın “yapılacaklar listesi” olduğunu ve bu listenin faydalı olduğunu belirtti. Bunun insanı daha iyi olmaya teşvik ettiğini dile getirdi. Ancak hemen hiç kimsenin “yaptıklarından vazgeçilecekler” listesi olmadığını, oysa böyle bir listeyi yerine getirmenin daha zor olduğunu ve disiplin gerektirdiğini ancak mükemmelliğe giden yolun buradan geçtiğini söyledi. Disiplin içindeki şirketlerin üç özelliğine dikkat çeken Collins, bu özellikleri şu şekilde açıkladı;

1) Kim yönetiyor? Önce otobüse kimi alacağınıza, nereye oturtacağınıza ve kimleri indireceğinize karar verin. Sonra gideceğiniz yere karar verirsiniz. (Bu bana Baltaş Eksen’in işe alım broşürünün üzerine koyduğumuz arap atasözünün ne kadar isabetli olduğunu hatırlattı “Yolunu seçmeden önce yol arkadaşını seç”)

Ben görüşmelerimin sonunda 5.düzey bir liderlik özelliği tanımladım. Çünkü görüştüğüm liderlerin en önemli özelliği çarpıcı tevazularıydı. Zannedildiği gibi karizmaları değildi. 5. düzey lider, 5. düzey ekip kurar ve 5. düzey şirket oluşturur. 5. düzey lider, sorularla değil cevaplarla yönetir.

2) Seçilmiş olanların arasında, tartışmaya dayalı bir yönetim tarzı.

3) En kötü ihtimallere karşı daima hazırlıklı olmak.

Konuşması sırasında “Büyüklük bir günde ve bir sebeple kaybedilmez”, “Vasatlığın imzası kolay silinmez”, “Şirketleri mükemmelliğe götüren değerleridir” mesajlarını veren Collins, bir iş lideri kendine “Kimin ve neyin arkasında duruyorum?” sorusunu sorması gerektiğini belirtti.

Değerlerini kaybeden insan, ruhunu da kaybedeceğini bilirse hayata ve işe daha farklı bakacağını söyleyen Jim Collins, bu fikirlerin sadece işle ilgili fikirler olmadığını ifade etti.

İyiden mükemmele giden yolun; düşüncede disiplin, eylemde disiplin ve insanlarda disiplinden geçtiğini ve bu ilkelerin hayatın bütünü için geçerli olduğu ana mesajını tüm konuşmasında vermeye çalışan Collins, disiplinin tutarlılıkla kurulacağını savundu.

Kenichi Ohmae – Asya
100’ü aşkın kitabın yazarı olan Kenichi Ohmae, Çin, Amerika ve Dünya konulu bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşmasında, işi yöneten insanların neden doğuya yöneldiğini bir dünya haritası üzerinde gösterirken, “Uyuyan Devler” olarak tanımladığı, Çin, Hindistan, Brezilya Vietnam Türkiye gibi ülkelerdeki ekonomik gelişmelere örnekleriyle yer verdi. Konuşmasında Çin’in önemini özellikle vurgulayan Kenichi, global ekonomide anahtar özelliği “karşılıklı bağımlılık” olarak tanımladı.

Colin Powell-Global Güvenlik
Colin Powell, konuşmasında “Ulusal güvenlik ve dış politika”,“Terörizm, enerji krizleri, yoksulluk ile ilgili global stratejiler”, “Kriz ve ihtilaf durumlarında anlaşma ve birleşme”, “Siyasetin gücü ve çalışma şekli”, “Düzensiz dünyada barışı sağlama ve destekleme, Ortadoğu ile ilgili beklentiler”, “Amerikanın yeni rolü” başlıklarına yer verdi.

İyimserliğine ihtiyaç var diyen Colin Powell konuşmasının genelinde değindiği terörizm için; “Teröristler bizi tehdit edebilirler ancak, bizim sistemimizi, yaşama biçimimizi değiştiremezler” ifadesini kullandı. Konuşmasında globalleşmenin korkutucu olmadığını insanlara yeni fırsatlar oluşturması anlamında önem taşıdığını katılımcılarla paylaştı.

Wynton Marsalis – İnovasyon
Katılımcıların eğlendiren konuşmasında Wynton Marsalis, “Liderlerin ve yöneticilerin jazdan neler öğrenebilecekleri”, “Doğaçlama müzik çalmanın kendine ait kuralları”, “Yaratıcıların özellikleri olan; liderlik, cömertlik, ilham” başlıklarına değindi. “Kendini kişiliğini yarattığına yansıtırsın” diyen Marsalis, yaratıcılığın ilk önce kendin olmakla başlayacağını ifade etti.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.