Acar Baltaş

 

Gönüllerde ve zihinlerde iz bırakan konuşmacı - Acar Baltaş

 
 
 
Bilişsel Çelişki

Bilişsel Çelişkiİnsanlar sanıldığı gibi akılcı canlılar değil, akla uyum sağlamak için bahaneler üreten canlılardır. Bugün Türkiye’de politik ortamda pozisyon almaya çalışan medya ve onların seslendiği halk kitleleri, kendilerini yakın tarihte ender görülecek büyüklükte bir sağırlar diyaloğunun içinde bulmuş durumdadır. Benzer bir tartışma, spor alanında Fenerbahçe’yle ilgili şike kararı çerçevesinde de yaşanmaktadır. Ülkeye yabancı birinin, ortaya yasal ve yasal olmayan yollardan dökülen bilgilere bakarak, yorumlardaki derin farklılığı anlaması mümkün değildir. Bu olaylara farlı cephelerde yer alanların bütünüyle farklı yorumlar yapmasının nedenini anlayabilmek için psikolojinin temel kavramlarından birini tanımak yardımcı olacaktır.

İnsanlar temel inançları ile çelişen bir durumla karşılaşırlarsa, aşırı bir rahatsızlık ve zihinsel stres yaşarlar. Buna bilişsel çelişki (cognitive dissonance) denir. Leon Festinger’in bilişsel çelişki kuramı, insanların iç çelişkilerini çözme biçimine odaklanmıştır. Festinger hipotezini iki temel üzerine oturtmuştur. Birincisi, çelişki sonucunda psikolojik olarak rahatsızlık duyan kişi çelişkiyi azaltmak ve kendi içinde uyum sağlamak arayışına girer. İkincisi, çelişki aşikar olarak ortadaysa bunu azaltma çabalarının yanı sıra kişi aynı zamanda bu çelişkiyi ortaya koyan bilgi ve durumlardan aktif olarak kaçınma yolunu seçer. Böyle bir durumda imkan varsa dış gerekçelere sığınır, eğer buna imkan yoksa kendisi gerekçe üretir.

Kendine yalan söylemek

Zihinsel çelişki kuramı, insanların kendi beklenti ve tutumlarıyla gerçek dünya arasında sürekli olarak uyum aradıkları esasına dayanır. Bu nedenle insanlar bir çelişkiye düştüklerinde kabullerini ve davranışlarını uyumlu hale getirerek bu çelişkiyi azaltmaya çalışırlar. Böylece sağlanan uyumla psikolojik gerginlik azalır. Örneğin tatlıyı seven ve diyet yapmaya karar veren bir insan, Festinger’e göre kendisine tatlı ikram edildiğinde yaşadığı çelişkiyi üç yolla azaltabilir. Birincisi, kavrama yüklediği anlamı, dolayısıyla davranışını değiştirebilir. “Tatlı bana zararlı” der ve tatlı yemekten bütünüyle vazgeçer. İkincisi, karşılaştığı duruma yüklediği anlamı değiştirebilir. “Arada sırada kaçamak yapmanın bir zararı yoktur” der. Üçüncüsü, tutumunu veya aldığı kararı yeni kavramlarla yorumlayarak davranışını meşrulaştıracak koşullar oluşturur. “Günde yarım saat egzersiz yaparım ve tatlı yeme hakkımı kullanırım” der ve tatlıyı yer. Zihinsel çelişkiyi önlemek ve gerginliği azaltmak için en sık ikinci yöntem kullanılır. Bu durumda kişi durumu yeniden ve farklı bir şekilde yorumlar. Örneğin, sigaranın zararlı olduğu gerçeğini reddedemeyen bir annenin şöyle dediğini duydum: “Hayatım o kadar düzenli ve iyi anne olmak için o kadar çok çaba harcıyorum ki, bu kadarcık yanlış yapma hakkını kendime veriyorum.”

İnançlarımız, sorgulamadığımız temel kabullerimizdir. Bunlar en derindeki değerlerimiz aracılığıyla davranışa yansır. Dünyayı ve olayları inanç ve değerlerimize göre algılar ve yorumlarız. Bu nedenle insan temel inançlarıyla çelişen yeni bir durumla karşılaştığında gerginlik yaşar. Bu inancın bedeli ne kadar ağırsa, kişinin inançlarını değiştirerek bu çelişkiyi çözmesi o kadar zorlaşır. Dolayısıyla, kişi ortaya çıkan durum veya olguyu reddetme, yalanlama ve değiştirme yoluna gider. Bu arada kendi inancında olan insanların desteğini arayarak başkalarını ikna etmeye ve taraftar toplamaya çalışır.

Bilişsel çelişki kavramını ortaya koyan Leon Festinger, 1956 yılında yayınladığı Kehanet Boşa Çıktığında (When Propechy Fails) kitabında dünyanın UFO’lar tarafından işgal edilip kıyametin kopacağı ve sadece kendilerinin hayatta kalacaklarına inanan bir tarikatı anlatmıştır. Tarikat üyeleri, liderlerinin kendilerini topladığı yer ve saatte UFO işgalinin gerçekleşmeyip kıyametin de kopmadığını, dünyanın da yerli yerinde durduğunu görünce kuvvetli bir zihinsel çelişki yaşamışlardır. Bu durumda, enayi yerine konduklarını, servetlerini boşa harcadıklarını ve aldatıldıklarını kabul etmeleri gerekir. Ancak tarikat üyelerinin çok büyük çoğunluğu, bu fiyaskoyu liderlerinin de yardımıyla farklı bir şekilde çözmüştür. Onlara göre uzaylılar, tarikatlarını ödüllendirmek ve onları güçlendirmek için ikinci bir şans vermiştir ve daha çok insanı ikna ederek kurtarmaları için kıyameti ertelemiştir. Böylece grup kendini toplamış ve daha fazla taraftar edinmek için harekete geçmiş, bunun sonucunda da gücünü daha çok artırmıştır.

Günümüzde bir taraftan kuvvetle ve yüksek sesle ileri sürülen yolsuzluk söylentileri, diğer taraftan ise bunun komplo olduğu iddiaları aynı güç ve yüksek tonda dile getirilmektedir. Yapılan kamuoyu araştırmaları ise iktidar partisinin yolsuzluk söylentilerinden, “yelin kayada yaptığı aşındırma” ölçüsünde etkilendiğini ortaya koymaktadır. Yakın zamanda yapılmış bir araştırma, iktidar partisi seçmeninin sadece yarısının rüşveti kabul ettiğini, ancak yine de bu durumun oy tercihlerini değiştiremeyeceğini ortaya koymuştur. Bu gelişmeler psikoloji disiplinin ortaya koyduğu önemli bir kavram konusunda sistemli bilgiye sahip olmayanları şaşırtmakta ve “halkın zekası” konusunda tartışmalara neden olmaktadır.

Taraftar olmak

Spor medyasında Fenerbahçe’nin adının karıştığı şike olayıyla ilgili olarak da benzeri bir durum söz konusudur. Fenerbahçe taraftarı olmayanlar, dinleme kayıtlarından ortaya dökülen bilgilerden yola çıkarak, maç sonuçlarını etkileme girişimleri konusunda hiç şüphe duymamaktadır. Diğer taraftan takımlarına gönülden ve samimi duygularla bağlı olan taraftarlar; ya olayın bütünüyle komplo olduğunu ve belirli çevreler tarafından “tezgahlandığını” ya da girişimlerin sahaya yansımadığını ve dolayısıyla ortada şampiyonluğa gölge düşürecek bir durum olmadığına inanmaktadır.

Gerek siyasi, gerekse spor alanında yaşanan her iki durumda da, olayların alevlenmesinden bir süre sonra ortaya çıkan gerçekler ne olursa olsun, taraflar fikirlerini değiştirmemişler, tam tersine ortaya çıkan her yeni bilgiyi kendi görüşlerini güçlendirecek bir kanıt olarak değerlendirmişlerdir. Bunun nedeni insanların önemli konularda karar verirken kendilerine sordukları üç soruyla ilgilidir:

1) Ben kimim?
2) Bu nasıl bir durum?
3) Benim gibi biri bu durumda ne yapar?

Bir futbol taraftarı olmak akıl ve mantıkla ilgili değil, duygularla ilgili bir seçimdir. Bu nedenle Fenerbahçe taraftarı olan bir kişinin “benim takımım şike yaptı” ve “haksız bir şampiyonluk elde etti” demesi imkansıza yakın biçimde zordur. Bunun yerine “hayır yapmadı”, “başkaları da yapmıştı”, “Türkiye’de herkes yapıyor”, “biz şike yaptığımız için değil birileri bize düşman olduğu için bu duruma düştük” diyerek zihinsel çelişkiyi ortadan kaldırır. Bu gerekçeleri ne kadar yüksek sesle ve sık tekrar ederse, kendisi de o kadar çok inanır. Benzer durum siyaset alanı için de geçerlidir.

Sonuç

İnsanlar önemli bir konuda karar verirken mantıki gerekçelerle değil, temelini yukarıda sıraladığımız üç sorudan alan kimlikleriyle ilgili karar verirler. Bu süreçte mantıklı bir akış, fayda ve maliyet hesabı yoktur. Kimlik sadece sanıldığı gibi ırk, milliyet, din ile sınırlı değildir. İyi anne-baba kimliği, iyi taraftarlık kimliği, iyi Müslümanlık kimliği, iyi Atatürkçülük kimliği, çağdaş insan olma kimliği gibi farklı alanlarda da karar süreçlerinde belirleyicidir. Bu nedenle bir insanın kimliğini ihlal eden değişim çabaları başarısız olur.

Türkiye’de yaşanan politik ve sportif gerilim bu bilgiler çerçevesinde incelendiğinde, sağırlar diyaloğunun nedeninin anlaşılması daha kolay olacaktır. Böylece de, oluşturulacak stratejilerin ve gelecekle ilgili beklentilerin daha gerçekçi temellere dayanması mümkün kılınacaktır.

Kaynaklar:

Festinger, L., Riecken, H. W., & Schachter, S. (1956). When prophecy fails.
Festinger, L. (1962). Cognitive dissonance. Scientific American, 207.
Harmon-Jones, E. (2002). A cognitive dissonance theory perspective on persuasion. The persuasion handbook: Developments in theory and practice, 99-116.

Yorum Tarihi: : 2014-03-11 11:10:44 
Yorumlayan : Hasan Çakan 
Yorum : Yeni duruma ayak uydurmak,gerçekleri görmek o halde neredeyse imkansız. İnanmadıkları olgu ve olaylar için hahaneler uydurmak ( yaratmak) mümkün. Üyesi olduğunuz veya gönül verdiğiniz bir topluluğun yanlışlarını nasıl kabulleneceğiz. Kaldıki yazılı ve görsel medyadaki olayları inkar etmek, onlara mantıklı kılıflar uydurmak günümüzde oldukca kolay. Burada çözüm sanırım kendimiz genel geçer kurallara göre bir süzgeç oluşturmalıyız. Pekala toplumun geneli için ne yapacağız.  




Adınız *
E-posta adresiniz *
Yorumunuz *

Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin *
 

Çalışan Bağlılığı Efsanesi
2014-10-30
İnsanlar Neden Çalışır, Nasıl Daha İyi Çalışır?
2014-10-15
Duygularımız ve Kararlarımız
2014-10-01
Güçlü Yönlerin Sınırları
2014-09-17
Kararları gerçekte kim veriyor?
2014-09-03
Hayat Reçete Edilemez
2014-08-19
Zengin Olmak Çocuk Yetiştirmeyi Kolaylaştırır mı?
2014-08-06
Narsistik* Liderlik
2014-07-23
Zenginlik İnsanı Cimri ve Acımasız Yapar mı?
2014-07-09
Astrolojinin Büyüsü
2014-06-25
Tüm makaleler için TIKLAYINIZ...

    EKİM 2014 (3)
    EYLÜL 2014 (2)
    AĞUSTOS 2014 (2)
    TEMMUZ 2014 (2)
    HAZİRAN 2014 (2)
    MAYIS 2014 (2)
    NİSAN 2014 (3)
    MART 2014 (2)
    ŞUBAT 2014 (3)
    OCAK 2014 (2)
    ARALIK 2013 (1)
    EKİM 2013 (1)
    EYLÜL 2013 (1)
    AĞUSTOS 2013 (1)
    TEMMUZ 2013 (1)
    HAZİRAN 2013 (1)
    MAYIS 2013 (1)
    MART 2013 (1)
    ŞUBAT 2013 (2)
    ARALIK 2012 (1)
    KASIM 2012 (1)
    EKİM 2012 (1)
    EYLÜL 2012 (1)
    AĞUSTOS 2012 (1)
    TEMMUZ 2012 (1)
    HAZİRAN 2012 (1)
    MAYIS 2012 (1)
    MART 2012 (1)
    ŞUBAT 2012 (3)
    KASIM 2011 (1)
    EKİM 2011 (1)
    EYLÜL 2011 (1)
    AĞUSTOS 2011 (1)
    TEMMUZ 2011 (2)
    HAZİRAN 2011 (1)
    MAYIS 2011 (1)
    NİSAN 2011 (1)
    MART 2011 (1)
    ŞUBAT 2011 (1)
    OCAK 2011 (2)
    ARALIK 2010 (2)
    KASIM 2010 (2)
    EKİM 2010 (2)
    EYLÜL 2010 (1)
    AĞUSTOS 2010 (1)
    HAZİRAN 2010 (1)
    OCAK 2010 (1)
    KASIM 2009 (1)
    EYLÜL 2009 (1)
    OCAK 2009 (2)
    EKİM 2008 (4)
    TEMMUZ 2008 (2)
    NİSAN 2008 (3)
    OCAK 2008 (1)
    EKİM 2007 (1)
    EYLÜL 2007 (7)
    TEMMUZ 2007 (4)
    HAZİRAN 2007 (1)
    NİSAN 2007 (3)
    OCAK 2007 (1)
    EKİM 2006 (1)
    EYLÜL 2006 (9)
    TEMMUZ 2006 (1)
    NİSAN 2006 (2)
    OCAK 2006 (1)
    EKİM 2005 (1)
    TEMMUZ 2005 (1)
    NİSAN 2005 (1)
    OCAK 2005 (2)
    TEMMUZ 2004 (1)
    NİSAN 2004 (3)
    OCAK 2004 (3)
    EKİM 2003 (2)
    NİSAN 2003 (2)
    OCAK 2003 (1)
    EKİM 2002 (1)
    TEMMUZ 2002 (1)
    NİSAN 2002 (1)
    OCAK 2002 (1)
    EKİM 2001 (1)
    TEMMUZ 2001 (1)
    NİSAN 2001 (1)
    OCAK 2001 (1)
    EKİM 2000 (2)
    TEMMUZ 2000 (1)
    NİSAN 2000 (1)
    OCAK 2000 (1)
 
 
© Copyright AcarBaltas.com 2006 - Tüm hakları saklıdır. - info@acarbaltas.com Tasarım - www.emerio.net