Mutlu İnsanların Özellikleri

Paylaş
Share On Twitter
Share On Linkdin
Share On Pinterest
Share On Stumbleupon
Share On Reddit
Contact us

mutlu-insanlarin-ozellikleri-makale-acar-baltas

Mutlu insanlar mutluluğun çok arzulanan bir amaca ulaşmak olmayıp bir yolculuk olduğunu bilir ve bunu gerçekleştirmek için hayatlarının farklı alanlarında çaba harcarlar. Aşağıdaki yazıda hayatından memnun ve bu memnuniyeti çevresine yayan insanların sahip oldukları özellikler anlatılmıştır.

İlişkiler

Kalbini açabileceği bir veya iki yakın arkadaşı olanların daha mutlu olduğu bilinir. Duyguları paylaşmak, depresyonu ve stresi hafifletmek veya önlemek konularında yararlıdır. Benzer şekilde karşısındakini dikkatle dinlemek ve cesaretlendirmek, ilişkileri geliştirir ve dostlukları pekiştirir.

1930’ların sonunda üniversiteye yeni başlayan 268 erkek öğrencinin 72 yıl izlendiği Harvard Araştırması (Harvard Grant Study) kuvvetli aile ve arkadaşlık bağlarına sahip olanların daha sağlıklı ve mutlu olduklarını ortaya koymuştur. Tam tersi yöndeki araştırmalar “yalnızlığın” ve “izolasyonun” yıkıcı ve zehirleyici bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir.

Yardımseverlik, kibarlık ve nezaket

Başkalarına yardım etme alışkanlığına sahip olanların ve gönüllü çalışmalara katılanların kendilerini daha iyi hissettikleri ve depresyona daha az eğilimli oldukları bulunmuştur. Böyle insanların dünyaya karşı sorumluluk duydukları ve kendilerini aşan bir amaca bağlı oldukları bilinir. Birçok araştırmada özellikle ileri yaşlardaki kişilerde gönüllü çalışmalara katılım ile öznel iyilik hali arasında sıkı bir bağ olduğu ortaya konmuştur.

Kibarlık ve nezaket, yaşamak için şart değildir ancak her toplumda ve her koşulda erdemdir. Bunu doğallıkla yansıtanlar çevrelerinde fark edilir ve ayrıcalıklı bir konuma sahip olurlar.

Beden sağlığını korumak ve geliştirmek

1986 yılında Stres ve Başa çıkma Yolları kitabını yazdığımız ve sağlıklı insanların yaşam kalitesini yükseltmeye dönük seminerler vermeye başladığımızda en çok yadırganan program modülleri fizik egzersiz ve beslenme olurdu. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık tanımı bu konudaki bütünsel anlayışı doğrulamaktadır. “Sağlık sadece hasta olmamak veya yetersizlik değil, bedensel, zihinsel ve sosyal olarak tam iyilik halidir”. Olumlu yaşam biçimi alışkanlıkları arasında en başta gelen fizik egzersiz, sağlıklı beslenme, gün ışığından yararlanma ve yeterli uyku bedensel ve zihinsel iyilik halinin gerçekleşmesini sağlar.

Akış hali

Kişinin yeteneklerine ve becerilerine uygun, ancak sınırlarını zorlayan bir amaca ulaşma meşguliyeti içinde yaşadığı keyif verici duruma “akış hali” denir. Kişiyi bir ölçüde zamandan ve mekândan kopartan, işle veya eğlenceyle ilgili böyle bir yaşantı olumlu duygu durumu oluşturur, performansı yükseltir, uzun dönemli ve anlamlı amaçlara adanmayı mümkün kılar. Böyle bir durumda kişi o işi yapmaktan elde edeceği maddi yarara değil, işin kendisinin yaşattığı üst düzey hazza ve mutluluğa odaklanır.

İş hayatında çalışanın yaptığı işin kendisinden zevk alması, işe ilgi duyması ve işle bütünleşmesinin akış halini artırdığı bulunmuştur. Bu bulgu, çalışanın verimliliğinin ve yaratıcılığının artması, iyilik halinin gelişmesi ve dolayısıyla fark edilip yükselmesi bakımından önem taşımaktadır.

Ruhsal ve manevi bağlar

Birçok araştırma maneviyata ve dini ritüellere yer vermenin mutlulukla ilişkisini ortaya koymuştur. Maneviyat, kişinin hayata kendini aşan bir amaca hizmet etme anlayışıyla yaklaşmasıdır. Seligman anlam duygusu barındıran bir hayatın daha derin bir mutluluk yaşattığını vurgulamıştır.

Dini ritüelleri uygulayanların ve cemaat topluluklarına katılanların da daha mutlu oldukları görülmüştür. Bunun sebebinin, benzer değerleri paylaşan bir topluluk içinde bulunmanın sağladığı sosyal destek, arkadaşlık ve yardım etkinliklerinin insanlara yaşattığı duygu olduğu bulunmuştur. Din maneviyat için çok güçlü bir araçtır. Çünkü insanlara bir kitap verir, inananlardan beklenen ve istenmeyen davranışları, yaptırımlarıyla birlikte çok açık olarak tanımlar. Sadece davranışlar değil, insanların niyeti de yukarıdaki ulu güç tarafından bilinir. Diğer taraftan güçlü bir vicdan eğitimi alan insanlar, dini ritüellere bağlı olmaksızın da maneviyat geliştirebilirler. “Kimse bilmese de ben bileceğim” duygusu, bu insanları değer sistemleriyle uyuşmayacak davranışlardan uzak tutar.

Güçlü yönlerine odaklanmak

Başarılı insanların önemli özelliklerinin başında enerjilerini güçlü oldukları yöne odaklamaları gelir. Böylece bu insanlar güçlü oldukları alanda daha çok vakit harcarlar, bunu yaparken zamanın nasıl geçtiğini fark etmezler ve başarısızlık ve zorlukları, aşılacak engeller olarak görürler. “Bir insanın işini sevmesi gerekir” mottosu da bu nedenle doğru çıkar. Enerjilerini güçlü yönlerine odaklayarak yaşayan ve günlük meşguliyetlerinde buna uyan insanların daha büyük bir yaşam doyumu hissettikleri muhakkaktır. Ancak bu yaklaşım giderek gelişmenin önünü tıkayan, “ben buyum, beni olduğum gibi kabul et” anlayışına dönüşmüştür. Her şeyin bu kadar hızlı değiştiği günümüzde, yeniliğe ve gelişime açık olmak ve yeni dünyanın beklediği yeni beceriler kazanmak kaçınılmaz olmuştur.

Olumlu tutum

Popüler psikolojinin topluma yaydığı önemli yanılgılardan biri “iyimserliğin” bir erdeme dönüşmesidir. İyimserlerin yaşadıklarından daha hoşnut oldukları ve öznel iyilik hali araştırmalarında yüksek puan aldıkları bir gerçektir. Ancak Stanford Araştırması, iyimserlerin daha kısa yaşadığını ortaya koymuştur. Bunun nedeni, iyimserlerin iyi düşünerek kötülükleri kendilerinden uzak tutacaklarına inanmalarıdır.

“Olumlu tutum” genellikle “bardağın dolu tarafını görmek” olarak algılanır. Olabilecek olanın daha beter ve kötü sonuçlar doğurabileceğini düşünerek teselli bulmak mümkündür. Ancak olumlu ve olumsuz tutum arasındaki en temel fark, istenmeyen bir yaşantı sonucu zihinsel ve duygusal enerjinin odaklanacağı nokta ile ilgilidir. Olumsuz tutum içindeki insanlar, “keşke”lerle birlikte olmuş olayın hangi koşullarda olmamış olabileceğine odaklanırlar.  Buna karşılık olumlu tutuma sahip insanlar, olmuş olana değil, ileriye ve olabilecek olanlara odaklanırlar. Böylece olumsuz durumlardan en az zararla çıkar, bazen de bu durumu bir avantaja dönüştürebilirler.

Sahip olduklarının farkında olmak

Yaptığım toplantılarda katılımcılara, “yaşam doyumlarını” yedi basamaklı bir ölçek üzerinde değerlendirmelerini istediğimde, çoğunlukla doyumun orta düzeyde seyrettiğini gözlemlemişimdir. Büyük çoğunluğu iyi eğitimli ve en azından orta düzeyde gelir sahibi olan bu profesyonellere; sağlıkları, aileleri, çocukları, eğitimleri, iş ve meslekleri açısından yeni bir değerlendirme yaptırdığımda doyumun üst düzeye çıktığına tanık olmuşumdur. Bu durum insanların büyük çoğunluğunun sahip olduklarının farkında olmadıklarını göstermektedir. Sahip olduklarının farkında olan ve bunlara şükreden insanların depresyona girme eğilimlerinin düşük olduğu ve stresle daha iyi başa çıktıkları görülmüştür.

Sonuç

Mutluluk insanların zihnini çok meşgul eden bir kavramdır. Ancak mutluluğa giden kestirme bir yol bulunamamıştır. Mutlu insanların hayata karşı farklı tutumları olduğu görülmüştür. Yukarıda sıraladığımız özelliklerin her biri, kişinin doğal olarak içinden gelmiyorsa, bilinçli çaba ve yatırım gerektirmektedir. Tekrarlamak gerekirse, mutluluk varılacak bir nokta olmayıp yapılan bilinçli ve bazen de zahmetli bir yolculuğun kendisindedir.

Oylama: 4.4 (69 oy)
Sending
4 Yorumlar

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir