Örnek Bir Liderlik

Shackletonacar-baltas-grubu-makale

Eğer yürüdüğünüz yolda güçlük ve engel yoksa, o yol sizi bir yere çıkartmaz.
G. B. Shaw

Bu yazıda, size Türkiye’de çok az bilinen, ilk okuduğumda beni derinden etkileyen, sonra da üç kahramanımdan biri olan Güney Kutbu kaşifi Shackleton’u anlatmaya karar verdim. Sir Ernest Shackleton, 1902 yılında Antarktika yollarına düştü. İki yıl süren ilk yolculuğun sonunda Güney Kutbu’na 460 mil kadar yaklaşabildi. Gezi başkanı olduğu 1908’deki ikinci yolculukta da kutba kıl payı kalmışken dönmek zorunda kaldı. Ancak Antarktika bir tutkuya dönüşmüştü. Üçüncü denemede 27 kişilik bir ekip ve “Endurance” (Dayanıklılık) adını verdiği gemiyle, 1914 Ağustosu’nda İngiltere’den tekrar yelken açtı. Antarktika’yı fetheden ilk kaşif olmak hayatının amacı olmuştu. Ne yazık ki bu defa da gemi Güney Kutbun’ndaki Weddel Denizi’nde, çikolatanın içindeki bir fındık gibi buzlar arasında sıkışıp kaldı.

1914’ten 1916’ya kadar Shackleton ve 27 arkadaşı, Endurance Gemisi’nin enkazı etrafında, en yakın uygarlıktan 1200 mil uzakta, her türlü iletişim imkanından ve yardım umudundan yoksun olmalarına rağmen, tam iki yıl hayatta kalmayı başardı. Hava o kadar soğuktu ki, suyun donmakta olduğunu duyabiliyorlardı. Bütün yiyecekleri penguenler, köpekler ve deniz ayılarıydı. Buzlar arasında sıkıştıktan bir ay sonra gemi batmış, 3 kurtarma sandalını gemiden kurtarmayı başarmışlardı. Dört ay sonra buzlar çözüldüğünde Shackleton ve 5 arkadaşı, kürekli ve küçücük yelkeni olan bir sandalla gittikleri yeri el yordamıyla kestirerek bir hafta yolculuk yaptılar. Açlık ve soğuktan donmak üzere ulaştıkları yer, 800 mil ötede, meskun olmayan, sis ve fırtına altındaki bir bataklık olan South Georgia adasıydı. Fırtına nedeniyle burada kurtarma sandalları altında bir ay yaşamak zorunda kaldılar.

İmkansızı başarmak

Fırtına biraz yatışınca, Shackleton ve 5 arkadaşı, geçilmesi imkansız gibi gözüken bir buzulu dağı aşıp, dayanma güçlerinin son sınırında ve tükenme noktasında bir balina avcı istasyonuna ulaşmayı başardılar. Burada dinlenip, kendilerini toparlayarak ve aldıkları yardımla, dönüp arkadaşlarını kurtardılar.

Bu maceralı yolculuğun en önemli özelliği, durumun kötüye gitme ihtimali karşısında, her defasında her şeyin daha da kötüye gitmesi olmuştur. Endurance’ın buzlar arasına sıkışması yetmiyormuş gibi, keşif ekibi buz üzerinde kamp yapmak zorunda kalmış ve bir ay sonra dehşet içinde gemilerinin batışına tanık olmuşlardır. Gemiden kurtarılan 3 yetersiz kurtarma sandalıyla birlikte, Shackleton çok az sayıda kişisel eşya alınmasına izin vermişti. Örneğin, altın sikkeler ve İncil gemide bırakılmıştı. Buna karşılık hatıra defterleri ve mandoline benzeyen bir müzik aleti olan banjo buz üzerindeki kampa taşınmıştı.

İnanç ve güven

İlk bakışta anlaşılması zor görünen bu kararın önemini kavramak için, Endurance’dan 17 yıl önce Belçikalıların Belgica adını taşıyan gemileriyle Güney Kutbu’na yaptıkları ve sonu felaketle biten keşif gezisinde, benzer şekilde buzlar arasında sıkışıp kalan Dr. Frederick Cook’un 19 Haziran 1898’de hatıra defterine yazdıklarını okumak gerekir: “Kamarada bulunanlarımızın çok azı 30 yaşın üzerinde olduğu halde, iki ay içinde hepimizin saçları beyazlaştı. Hepimizin yüzleri sarktı. Çevremdeki insanların yüzlerinde ne bir jest, ne bir sevinç, ne de bir umut işareti görüyorum”.

Buna karşılık, Endurance ekibinden Frank Hurley’in, gemileri buzlar arasına sıkıştıktan 1 ay sonra, 21 Haziran 1915’te yazdıklarına göz atalım: “İçinde yaşadığımız kabinin şairane ve büyülü bir atmosferi var. Arkadaşımız Macklin köşesinde benim gibi mısralarına kafiye arıyor. Bir başka arkadaşımız Mc Ilroy, Hussey Amca dediğimiz ekip üyesinin banjosu’nun ritmine uyarak dans figürleri geliştiriyor. Bazen de buzların üzerinde iddialı futbol maçları yapıyoruz.”

Altmış yıl sonra Endurance’ın birinci kaptanı Lionel Greenstreet’e: “Bu kadar kaşif yollarda kaybolup yok oldukları halde siz nasıl kurtuldunuz?” diye sorduklarında, 82 yaşındaki koca kurt iki kelimeyle cevap verdi: “Shackleton sayesinde.”

Sorunlar ve çözümler

Shackleton bugünkü iş liderlerinin karşılaştığı pek çok sorunla karşılaşmıştı. Bunlar:

  • Farklı özellikteki insanları, ortak amaç için bir araya getirmek,
  • Kötümserlerin ve kaygılıların olumsuz duygularını yönetmek ve bu kişilerin olumsuz duygularını çevrelerine yaymalarını önlemek,
  • Sıkıntı ve yorgunluktan yılmamak ve mücadele etmek,
  • Kaotik koşullara düzen ve başarı umudu getirmek,
  • Sınırlı kaynaklarla çalışmak.

Shackleton’un kendisi hiçbir zaman kontrolünü ve iyimserliğini kaybetmemiştir. Örneğin; gemileri buzların arasına sıkışıp ezilmeye ve gözlerinin önünde batmaya başladığı zaman arkadaşlarına dönmüş ve sakin bir sesle: “ Haydi şimdi eve dönmek üzere hazırlığa başlıyoruz.” demiştir. Bu, en zor koşullarda bile, kaybedilen hedefin arkasından yeni bir hedef ve vizyon oluşturmak için çok etkili bir örnektir.

Bugünün bakış açısıyla Shackleton’un liderlik özellikleri olarak şunları sayabiliriz:

  • Doğru insanları seçmek
  • Dostluk duygusu ve ruhu yaratmak
  • Herkesin kendini önemli hissetmesine yardımcı olmak
  • Her bireyin ortaya koyabileceğinin en iyisini yapmasına imkan vermek
  • Danışmak ama kararları kendisi vermek
  • Kriz dönemlerinde etkili bir liderlik sergilemek
  • Her zaman ayrıntılı bir plan hazırlamak
  • Zor görevler için ekibini hazırlamak
  • Efsane olarak anılmak

Keşif gezileri, maceraya gönül vermiş birçok insanı kendine çekmiş ve ne yazık ki, bu insanların büyük çoğunluğu amaçlarına ulaşamadan, merak edilen dünyanın bilinmeyen yollarında kaza, açlık, hastalık veya donma sebebiyle ölmüş, bazıları akıllarını yitirmiş, bazıları acılarını dindirmek için hayatlarına kendi elleriyle son vermişlerdir. Bu gezilerde isyan, cinayet ve hatta yamyamlık ender rastlanmayan durumlardır.

Ernest Shackleton’ın başarısı, ekibindeki 27 kişinin tamamını, 2 yıla yakın süren ve insanın dayanma sınırını aşan koşulların içinden çekip çıkartmasıdır. Bunu ekibinde arkadaşlık, sadakat, bağlılık, sorumluluk, kararlılık ve en önemlisi iyimserlik duygusunu yaşatarak, hayatta kalacaklarına olan inançlarını hep canlı tutarak başarmıştır.

1998 yılında Wall Street Journal’da gazeteci Stephanie Capparel, Shackleton’un öyküsünün Apollo 13’ün olaylı yolculuğundan Dünya’ya başarıyla dönmesine rehberlik ettiğini yazmıştır.

“Shackleton’un Liderlik Yolu” mizah, cömertlik, zeka, güç ve adanmışlıktan geçmektedir.

Kaynak

Morrell, M.,S. Capparell.(2001). Shackleton’s Way, Nicholas Brealey Publishing.

Sending
User Review
0 (0 votes)
One Comment

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.