Peryön PY Dergisinde Acar Baltaş

py-peryon-dergisinde-acar-baltas

“Çalışmak içimden gelmiyor…”

Dünyanın en zor işlerinden biri içinden gelmeyen bir kişiye bir şey yaptırmak ve yaptıklarından yarar ummaktır. İçinden gelerek kendini işine vermeyen, işine dört elle sarılmayan çalışanlar, her yöneticinin kâbusudur. “Gönülsüz pişen aş, ya karın ağrıtır ya da baş,” atasözü bu durumu ne güzel özetliyor… Batı kaynaklı bir başka atasözü de, “Atı suya götürebilirsin de, içmeye zorlayamazsın” diyor.

İçinden gelmenin sırrı
İçinden gelmek; yaptığı işe, uğraşa, hatta hayata dört elle sarılmak, yaptığını canla başla, “oyun” gibi eğlenerek, zevk alarak yapmaktır. Hayata gönüllü bir istekle bakan kişi, bir işi yapmak, bir hedefe ulaşmak için önce güçlü bir istek ve yönelim duyar. Sonra, o işi yapmaya başlar ve sonuç almak için uğraşır. Hedefe ulaşana kadar da, yapmayı sürdürür. İçinden gelerek yapmak, psikolojideki karşılığıyla, “motivasyon”dur.

Yaygın kanıya göre, “insanlar para kazanmak için çalıştıkları” için, motivasyon sorununun da ücret artışları, ödüller, primlerle çözülebileceği düşünülür. Bu düşünce gerçek olsaydı, göz kamaştırıcı plazalarda, gıpta edilen ücretlerle, ceplerinde hayranlık uyandıran unvanların süslediği kartvizitler taşıyan, çok sayıda iyi eğitimli genç insanın ayakları her sabah geri geri gitmezdi. Araştırmalar, asgari geçim şartları sağlandıktan sonra, paranın çalışma güdüleri arasında dördüncü sırada olduğunu, insanların öncelikle şu nedenlerle çalıştıklarını göstermektedir:
Başarı ihtiyacı
Güç sahibi olma ihtiyacı
• Bir büyük topluluğa ait olma ihtiyacı.

En etkili çalışma nedenlerinden olan “başarı güdüsü”, kişide üstün bir performans gerçekleştirme, başarılı olma arzusuyla kendini gösterir. Kendine biçtiği rol gereği, kişi dış etkenlerden bağımsız olarak, kendi belirlediği yüksek standartlara göre işinde yılmadan ilerler. Başarılı kişiler, kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenir. İş sonuçları onlar için önem taşır ve en büyük ödüldür. Ulaşılması kolay olmayan, ama gerçekçi ve hesaplanmış riskler çalışma heyecanı verir. Bu tür kişiler hayatta ellerinden gelen en iyi işi yapan insanlardır. Güçlü olduğu yönünü hayata yansıtan kişi istekle çalışır ve yorulmaz. Yorulsa da, hızla işine geri döner. Yaptığı işi sevmenin yolu başarılı olacağı işi seçmekten geçer.

Yeterlilik duygusunun ateşleyici gücü
İnsanlar, davranışları sonucunda arzu ettikleri hedefleri elde edebileceklerine ve istemedikleri sonuçları da engelleyebileceklerine inanırlarsa, onları hiç bir şey tutamaz. Kişinin karşısına çıkan işi yapabilecek yeterlilikte olduğuna inanması, onun hedeflerini ve beklentilerini de etkiler. Bu inanç onun işine yürekten adanmasına ve daha büyük şevkle işe sarılmasına neden olur.

Yeterlilik duygusuna sahip olan kişi, başarabileceğine inandığı alanlara, güçlü özelliklerine odaklanır ve kendini o yönde geliştirmeye çalışır. Başarılı insanlar zamanlarının ve enerjilerinin yüzde 90’ını güçlü oldukları yönlerini daha da güçlendirmeye, yüzde 10’unu da güçlü yönlerini hayata yansıtabilmek için eksikliklerini gidermeye harcarlar.

Yeterlilik duygusu çalışanların stres düzeylerini ve bedensel sağlıklarını da etkiler. Düşük yeterlilik duygusuna sahip çalışanlar iş yükünün altında ezilirken, yüksek yeterlilik duygusuna sahip çalışanlar iş yükünden yüksünmezler.

Yeterlilik duygusu yüksek kişiler, aynı zamanda iyimserdir. Dünyaya iyimser bakan kişilerin, iş yaşamlarında daha başarılı oldukları, başarısızlığa uğradıklarında da bunu kendi zayıf özellikleri yerine, geliştirebilecekleri özelliklere ya da çevresel faktörlere bağladıkları ve kendilerini geliştirmeye çalıştıkları gözlenmiştir.

Kişinin güçlü yönlerini ortaya koymasına fırsat veren ve anlam duygusu yaratan iş ortamları, çalışanın içinden gelerek işini yapmasını sağlayan başlıca etkendir. İş yapma anlayışlarımızı bu yönde değiştirmek, bireyin işinden aldığı doyumu olduğu kadar, kurumun çalışanından aldığı verimi de artıracaktır.

Oylama: 0.0 (0 oy)
Sending

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir