Platin Dergisinde Acar Baltaş

platin-dergisi-subat-2017

İş-Özel Yaşam Dengesi ve Mutluluk II

Geçen yazımızda iş özel yaşam dengesini kurmak konusunda, kişinin yaptığı iş ile hayattaki varlık nedeni arasında köprü kurmasının önemli olduğunu belirtmiştik. Bir anlamda kişinin biri işi yaparken aldığı haz, o işten kazandığı parayı harcarken aldığı hazdan fazlaysa, kişi iş özel yaşam dengesini kurarken daha az zorlanır. Bu noktada yaptığı işe yüklediği anlam önem kazanır.

Memnuniyet mutlu olmaya yetmez

İnsanları memnun eden ve kuruma bağlılığına etki eden faktörler şunlardır:

  • Ücret,
  • Statü,
  • Sorumluluk (işi üzerinde kontrol imkanı),
  • Çalışma koşulları (fiziki koşullar olduğu kadar çalışma süresi),
  • Kurum iklimi (arkadaşlık),
  • İş güvenliği (fiziki güvenlik ve işin devamlılığı),
  • Kişiye uygulanan denetleme koşulları.

Sıraladığımız bu faktörlerin çalışan lehinde olumlu olarak düzenlenmesi çalışanı “memnun eder” ve “bağlılık” yaratır. Çalışanların çok büyük bölümü o kurumda çalışmaya devam eder. Bu koşulların olumlu olması birçok kurumda iş-özel yaşam dengesinin kurulmasına imkan verir. Ancak çalışanın konforunu temsil eden bu koşullar sanıldığı gibi yüksek performansın garantisi değildir. Birçok kurumda kurumun sağladığı iyi koşullar nedeniyle kurumundan memnun ve ona bağlı çok sayıda “yatan mutlular” vardır.

Motivasyon ve duygu (emosyon) kelimeleri ortak bir kökten gelir. Her ikisi de Latince’de “hareket” anlamına gelen “movere” kelimesinden türetilmiştir. Motivasyonun kelime anlamı “bir hareket için istek duymak”tır. Bu isteğin kaynağı içeriden ya da dışarıdan olabilir. İnsanların herhangi bir konuya motive olması üç temel özelliğe bağlıdır. Bunlardan ilki yeterlilik; yani kişinin kendisini yeterli hissetmesidir. İkincisi, çaba ile ödül arasındaki ilişkidir. Bu, kişinin yaptığı işte anlam bulmasıdır. Üçüncüsü ise, kişinin işi üzerinde kontrol olanağının olmasıdır. Ancak bu üç özellik motivasyon için sadece genel bir çerçeve çizer. Bir işin çalışanı motive etmesi ve anlam duygusu doğurması için, çalışana işi üzerinde kontrol imkanı vermesinin yanı sıra, “öğrenme ve gelişme imkanı sunması” ve “başarı duygusu yaşatması” gerekir. Bu koşulların varlığı kişinin kendisini değerli hissetmesine, yaptığı işte anlam bulmasına ve dolayısıyla motive olarak yüksek performans göstermesine imkan verir..

İş-özel yaşam dengesinin bileşenleri

İş ve özel yaşam dengesi konusunda özellikle gençler arasındaki temel yanılgılardan biri, iş saatleri bittiği zaman kişinin zihninde iş ile ilgili şalteri kapatması gerektiği inancıdır. Günümüzün yüksek rekabet ortamında iş ile ilgili konuların sadece iş saatleriyle sınırlı olduğunu düşünmek gerçekçi değildir. Tatilde e-postasını veya telefonunu kapatmanın gerekli olduğunu düşünenler az değildir. Günümüzdeki iletişim imkanları çalışanların tatildeyken de işleriyle ilgilenmelerine imkan sağladığı gibi, giderek bunu zorunlu da kılmaktadır.

Mutluluk ve yaşam doyumu üzerinde etkili olan ve iş-özel yaşam dengesini kurmayı kolaylaştıran etkenler aşağıdaki gibi sıralanabilir.

Yolda geçen zaman: İnsanların yaşadığı olumsuz duyguların en yoğun olduğu durum, iş için yolda geçen zamanın uzunluğudur. Büyük kentlerde, özellikle İstanbul’da yaşayanlar enerjilerinin önemli bir bölümünü işe gelip giderken harcamaktadır. ABD’de yapılan bir araştırma, yola harcanacak her bir saat fazla zamanın karşılığının kırk bin dolar olması durumunda, yaşam kalitesinde doğan kaybı telafi edebileceğini ortaya koymuştur.

Uzun çalışma saatleri: Rekabetçi bir ortamda çalışanların iş hayatını standart mesai saatleriyle sınırlanmış olarak düşünmeleri gerçekçi değildir. Ancak fazla mesai yapmanın işin doğal bir parçası durumuna gelmesi de yaşam doyumu üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Yüksek ücrete rağmen gerçekçi olmayan iş yükü ve çok uzun çalışma saatleri çalışanı mutsuz eder, hatta para karşılığı bedenini satmış bir köle gibi hissetmesine dahi neden olabilir.

Yıllık tatil: Hangi nedenle olursa olsun, yılda en az iki hafta, mümkünse bölerek tatil yapmak gerekir. Bu tatil zihnin ve bedenin kendisini yenilemesi, sevilen etkinlikler ve kişinin ailesiyle vakit geçirmesi açısından önem taşır. Bu açıdan ülkemiz avantajlı bir konumdadır. Milli bayramların yanı sıra iki büyük dini bayram, birçokları için aradaki günlerin köprülenmesiyle dokuz günlük tatillere dönüşmektedir.

İşten sonra sosyalleşme: Batı kaynaklı araştırmalar, insanların cinsellikten sonra en olumlu duygu durumuna geldiği etkinliğin, işten sonra arkadaşlarla geçirilen zaman olduğunu ileri sürmektedir. İşten sonra arkadaşlarla geçirilen bir süre hem arkadaşlığı geliştirmekte, hem de kişiyi rahatlatmaktadır.

Doğru patron veya yönetici: Gallup’un sağlıklı yaşam konusunda yaptığı araştırma doğru bir patronla çalışmanın iş doyumu konusunda en büyük belirleyici olduğunu ortaya koymuştur(1). İyi patron veya yönetici olarak tanımlanan kişilerin özellikleri şöyle sıralanmıştır.

  • Yaklaşılabilirlik: İşle ilgili bir zorluğu veya kişisel sorunlarınızı konuşmak için odasına kolay girebilir misiniz?
  • Geribildirim: İyi bir iş yaptığınızda sizi takdir eder mi? İşler yolunda gitmediğinde size yapıcı geribildirim verir mi?
  • Beklentiler: Yöneticinizin sizden beklentileriyle; sizin kendi görev ve sorumluluklarınızla ilgili algınız tam olarak uyuşuyor mu?
  • Delegasyon: Size verdiği bir görev konusunda belirli bir ölçüde serbestlik sağlar mı? İşiniz üzerinde kontrol imkanınız var mı?
  • İyi dinleyici: İletişime açık mı? Sizi ve fikirlerinizi sözünüzü kesmeden dinler mi?
  • Güven: Ona güvenir misiniz?
  • İlgi: Size insan olarak değer verdiğini düşünüyor musunuz?

Öğretme imkanı: İşlerinde başkalarına bir şeyler öğretir konumda olanların, mesleklerinde daha çok doyum yaşadıkları görülmüştür. Bu nedenle haftalık mesainin bir bölümünde gençlere veya başkalarına bildiklerini öğretmek, yaşam doyumunu olumlu etkilemektedir. Bu konumdaki kişilerin işlerine ve hayata daha olumlu baktıkları, anlam duygusu yaşadıkları ve daha yüksek bir enerji düzeyine sahip oldukları bulunmuştur.

Olumlu tutum: Yaşam doyumu önemli ölçüde kişinin tutumu ile yakından ilgilidir. Kendilerinden ve hayatlarından memnun olan insanların, daha az hastalandıkları, daha katılımcı ve verimli oldukları görülmüştür. Çalışanlarına sorumluluk vererek ve onları mutlu ederek, istisnai iş sonuçları almak konusunda örnek kuruluş Southwest Hava Yolları’dır. Bu havayolu sektör ortalamasından daha yüksek ücret ödemez. Ancak yolcu memnuniyeti, kayıp bagaj gibi birçok parametrede sektör ortalamasının çok üstünde standartlara sahiptir ve yolcu başına çok daha az personelle hizmet sunarak karlılık rekoru kırmaktadır. Unutmamak gerekir ki, Southwest’in işe alım stratejisi olumlu tutuma sahip insanları istihdam etmek üzerine kuruludur.

Sonuç

İş sadece hayatımızı kazanmak için bir araç olmayıp, potansiyelimizin ve gücümüzün sınırlarını test edebileceğimiz ve hayattaki varlık nedenimize hizmet edebileceğimiz bir alandır. İnsan hayattaki varlık nedeniyle yaptığı iş arasında bir köprü kuruyorsa, yaşam doyumu yükselir. Yazının başında da belirttiğimiz gibi, kişinin işini yaparken aldığı zevk, o işten kazandığı parayı harcarken aldığı zevkten fazlaysa, kişi anlamlı bir hayat yaşıyor demektir. Önerimi uygulamak çok kolay olmasa da, hayattaki varlık sebebinize hizmet etmeyen bir işte çalışıyorsanız ya işinizi değiştirin, ya da hayattaki varlık nedeninizi işinizle uyumlu bir duruma getirin.

Kaynakça:

Harter JK, Schmidt FL, Keyes CL. Well-being in the workplace and its relationship to business outcomes: a review of the Gallup studies. “Flourishing: Positive psychology and the life well-lived” 2003; APA.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir