Sabah Business’te Acar Baltaş

sabah-business-dergisinde-acar-baltas

İş Hayatında Duygusal Zeka

Bir devlet büyüğünün, bir başka devlet büyüğünün önüne anayasa kitapçığını fırlatması, diğerinin de “bu bir devlet krizidir” açıklaması yapması, yüksek duygusallık, ancak düşük bir duygusal zekâ belirtisidir. Duygusal zekâ üzerine konuşmaya başladığımız ilk yıllarda duygusal zekâyla duygusallık arasındaki farkı anlatmakta zorluk çekiyorduk. Ancak yukarıdaki olaydan sonra, aradaki farkı ve ilişkiyi daha kolay açıklayabilir olduk.

Başlangıçta “duygusallık”la karıştırılan ve bazılarınca küçümsenen duygusal zekâ, bugün meslek basamaklarında yükselmenin vazgeçilmez parçası olarak görülmektedir. Duygusal zekânın bu kadar önem kazanmasının ardındaki gerçekler nelerdir?

Kârlılık Azalınca

Bir ürünün satış fiyatının maliyet ve kâr payıyla belirlendiği geçmişte şirketler hiyerarşik bir yapı içinde yönetilir, her bölüm diğerinden kalın duvarlarla ayrılırdı. Herkes kendi işine bakar, yöneticinin bilgisi dışında iş yapılamaz, onun haberi olmadan bilgi paylaşılmazdı.

Tecrübeli ve zeki bir çalışan, her ilişkide ağırlığını hissettirir ve bölümü adına istediğini elde ederdi. Böyle bir yönetim tarzında yetki ve sorumluluklarının nerede başlayıp nerede bittiği büyük önem taşırdı. Otorite güce dayanır ve çalışanlar yöneticilerini kızdırmamaya bakarlardı.

Zaman içinde rekabet artıp kâr marjları düşmeye ve fiyat, pazar koşulları tarafından belirlenmeye başladıkça maliyetler önem kazandı. Üretim araçları kadar, iş yapma biçimleri ve süreçleri rekabete dayanmanın tek koşulu olmaya başladı.

Geçmişte genel bir tanım olan ekip çalışması (team work), stok maliyetlerini azaltmak için yeniden yapılandırıldı ve “iç müşteri” anlayışı ortaya çıktı. Birbirlerini önemsemek zorunda olmayan bölümlerin kaderi birbirine bağlandı ve her bölüm diğerinin “gözünün içine bakmak” zorunda kaldı. Geçmişteki bağımsız bölümlerin yerini, birbirlerine karşılıklı bağımlı bölümler aldı. Dahası, bilgiyi işlemek, ürün işlemekten daha önemli duruma geldi. Gelişen bilgi teknolojisinin de yardımıyla işletme içinde katmanlar azaldı ve yatay yönetim anlayışına geçildi.

Zekâ ve Tecrübe Yeter mi?

Geçmişte şirket içinde ağırlığı olan zeki, bilgili ve tecrübeli çalışanların yarar değil zarar doğurduğu görüldü. Çünkü onlar bir işin “neden olmayacağını” o kadar iyi anlatıyor ve çevrelerini de ikna ediyorlardı ki, o işin yapılmasını sağlamak ayrıca bir maliyet oluşturuyordu.

“Astımı bileyim, üstümü bileyim. İş tanımım, yetki ve sorumluluklarım belli olsun.” anlayışına sahip olanlar, hiyerarşik bir sistemde son derece başarılı olabilirler. Ancak gerçek anlamda ekip çalışmasının yapıldığı bir ortamda “gri alan”lar ve “silik sınır”lar vardır. Belirsizliğe karşı düşük tolerans böyle ortamlarda krizlere yol açar. İyi bir ekip çalışması için, yüksek duygusal zekâ en temel yetenektir.

Kendi duygularını anlamak ve isimlendirmek, başkalarının duygularını farketmek (empati), olumsuz duygularını denetleyebilmek, çevresindekilerin duygularını yönetebilmek, emir verme yetkisine sahip olmadığı insanlara iş yaptırabilmek, çatışma durumlarında uzlaşabilmek gibi, geçmişte pek de önemsenmeyen özellikler, ekip çalışmasında belirleyici nitelik taşır.

İş Tanımı Değil, Rol Tanımı

Günümüzde iş tanımları yerini rol tanımına bırakmıştır. Matriks yönetimde çalışanlar, idari açıdan bir yöneticiye, fonksiyonel açıdan bir başka yöneticiye bağlı ve farklı ekiplerin üyesi olabilirler. Ekip üyelerinin birbiriyle ve diğer bölümlerle uyumu, şirket içinde sinerjinin temel şartıdır. Yöneticilerden beklenen, bölümlerinin çatışan çıkarlarını, şirketin esas hedefleri doğrultusunda uzlaştırmaktır. Böylece yöneticiler kendi astlarına da örnek olurlar. Bütün bunlar duygusal zekâ altında toplanan özelliklerle gerçekleşir.

Bir liderin en belirleyici özelliği değişim yaratmasıdır. Kendisini tanıyabilen insan çevresindekileri anlayabilir. Duygularını bilen, kendisini denetleyebilir ve yönetebilir. Kendini yönetebilen kişinin de çevresindekileri yönetme şansı doğar. Bu nedenle başkalarını etkilemek ve değişim yaratabilmek, en başta kişinin kendisinden başlamaktadır.

Duyguların Gücünü Yeniden Keşfetmek
1995’te yayınladığı kitabıyla duygusal zekâ kavramın tanıtan D. Goleman, duygusal zekâyı şöyle tanımlıyor: “Kendimizle, başkalarıyla ve çevremizle başaçıkabilmeyi kolaylaştıran, duyguları tanıma, anlama ve etkin biçimde kullanma yeteneği.”

İş hayatında duygusallık genellikle küçümsenir. Oysa bilimsel araştırmalar her kararın arkasında duyguların olduğunu göstermektedir. Baskı, tehlike, tehdit, risk arttıkça duyguların rolü de artar. Karar kişiyi etkileyecekse, duygular daha da büyük önem kazanır. Bu nedenle önemli olan, duyguların payını anlayarak ve fark ederek karar verebilmektir.

Duygusal zekânın kişinin uyumunu ve etkinliğini artırdığını gösteren çok sayıda çalışma var. Bu çalışmalar kuşkusuz zihinsel yeteneklerin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Ama duygusal zekâ yetkinlikleri, zihinsel yeteneklerin nasıl kullanıldığını da belirliyor. Bilişsel yeteneklerle duygusal yeterlikler arasındaki etkileşim, duygusal becerilerin bilişsel süreçlerin etkinliğini ve gelişmesini artırdığını gösteriyor. Örneğin, duygusal zekâ, gerek özel gerekse iş yaşamında en temel bilişsel yetkinliklerden biri olan karar vermeyi temelden etkiliyor. Bilişsel merkezlerle duygusal merkezler arasındaki bağlantının kesilmesine neden olan beyin hasarlarında, IQ’da hiçbir değişiklik olmamasına rağmen, en basit kararların alınamadığı görülmüştür. Bir karar verme anında seçeneklerin mantıklı olup olmadığını değerlendirmekten tutun da zamanı belirlemeye kadar birçok etkenin duygular tarafından yönlendirildiği araştırmalarca kanıtlanmış bulunuyor.

İnsanları Yönetmek Duyguları Yönetmektir

Duygusal yetkinlikler iş yaşamında üstün performansı sağlayan kişisel ve toplumsal yetkinliklerdir. Bu yetkinliklerin geliştirilmesi, duygusal zekâya bağlıdır. Karşınızdaki insanın ne hissettiğini farketmek ve anlamak, iş hayatında önemli bir yetkinlik olan “etkileme” için gereklidir. Benzer şekilde, duygularına çeki düzen vermeyi, onları yönetmeyi başaran kişiler, “inisiyatif kullanma” ve “başarı yönelimi” yetkinliklerini daha kolaylıkla geliştirebilirler.

İyimserlik, kişinin başarısızlıkla ya da bir engelle karşılaştığında bu durumu nasıl değerlendirdiğini belirler. İyimserlik sorunu çözmese de çözülmesini sağlayan tutumları belirler; kötümserlikse sorunları içinden çıkılamaz bir noktaya getirir.

Duyguları denetleme ve stresle başaçıkma, başarı için zorunlu iki özelliktir. Bir mağaza zincirinde satışların ve kârlılığın, mağaza yöneticilerinin stresle başaçıkma yetenekleriyle doğrudan bağlantısı olduğu görülmüştür.

Duyguların ifadesi, duyguları ne zaman nasıl ifade edeceğini bilmektir. Duygularını yerinde ve ölçüsünde ifade eden ve kullanan liderler, ekiplerinde iş sonuçlarına doğrudan yansıyan olumlu etkiler yaratırlar.

Empati, mesleki başarıya katkısı yıllardır bilinen bir özelliktir. Empatisi yüksek kişiler gerek sosyal hayatlarında gerekse kariyerlerinde daha başarılı olmaktadır. Ayrıca müşterilerine empati gösteren satış elemanlarının daha yüksek satış rakamlarına ulaştığı görülmüştür.

Duygusal Zekâyı Geliştirmek Elimizde

Duygusal zekâ, çok da yeni olmayan, yıllardır üzerinde sayısız çalışma yapılan bir kavramdır. Önemli olan duygusal zekânın insan yaşamını anlamlandırmak, etkinleştirmek ve iş performansını etkili bir düzeye çıkarmak için ne kadar önemli olduğunu kabul etmek ve bundan yararlanmaktır. Kişinin duyguları, kendisinde ve başkalarında algılayabilmesi ve yönetmesi, iş başarısı için gerekli olan toplumsal ve duygusal yetkinlikleri kazanması için bir temel oluşturur. Duygusal yetkinliklerin kazanılarak duygusal zekânın artırılabileceğini bilmek umut vericidir. Araştırmalar da, duygusal zekânın yaşla arttığını göstermektedir. Uygun eğitimler, koçluk ve geribildirimlerle duygusal zekâyı geliştirmek mümkündür.

Değişim alabildiğine hızlanırken ve beklenmedik gelişmeler insandan sürekli daha üstün bilişsel yeterlilikler talep ederken, duygusal zekâ her zamankinden daha büyük değer kazanmaktadır. Duygusal zekâ işyerinde hem üretkenliği hem de kişi sağlığını iyileştirmek ve geliştirmek için önemli olanaklar sunmaktadır.

Bugün yaygın olarak kabul gördüğü gibi IQ bir işe kabul edilmeyi, duygusal zekâ ise o işte yükselme ölçüsünü belirlemektedir.

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.