Sosyal Sermaye Aktif Değerlerin Toplamıdır

sosyal-sermaye.jpg_31715782

Bütün sosyal ilişkilerin temeli güvendir. Böylece insanların çatışmasız, korkusuz ve kaygısız yaşamaları mümkün olur. Güven duygusunun zayıf olduğu şirketlerde çalışanların enerjisi dedikodulu, kaygılı senaryolara gider. Buna karşılık yüksek güven, çalışanlar arasında yaratıcılık ve işbirliği doğmasına imkan verir. Güveni oluşturmak için en büyük rol iş liderlerine düşer. İş liderlerinin özü sözü bir, güven duyulmaya layık olması, kendisi açık olduğu gibi aynı zamanda açıklığı cesaretlendirmesi, sanal ortamın güven için bir tehdit oluşturduğunu farketmesi gerekir.

Sosyal sermaye son yıllarda, en az bilgi sermayesi kadar dikkat çeken konuların başında gelmektedir. Sosyal sermaye, insanlar arasındaki güven, karşılıklı anlayış, paylaşılan değer ve davranışlar gibi aktif değerlerin toplamıdır. Bunlar insanlar ve topluluklar arasında bir ilişki ağı oluşturarak işbirliğini mümkün kılar. Sosyal sermaye bir şirketin amacına ulaşmak için, bireylerin tek tek gösterecekleri çabadan daha fazlasının ortaya çıkmasına imkan sağlar. Sosyal sermaye bir anlamda insanlar arasındaki boşluğu dolduran bir köprü gibidir.

Her ne kadar serbest çalışma düzenleri, sanal çalışma ortamları ve tek kişilik şirketler son yıllarda yaygınlık kazanmışsa da, insanların sosyal bir çevre içinde takdir görmek, yardımlaşmak ve bir kuruma ait olmak gibi çok temel ihtiyaçları vardır.

Günümüzde bir çok popüler yönetim teorisi, insanlar arasındaki ilişkileri bir yana bırakarak süreçler ve teknolojiye odaklanmış durumdadır. Birçok şirkette son derece etkili süreçler parayla satın alınabilecek en gelişmiş teknoloji olmasına rağmen, yıkıcı rekabet, dedikodu, şüphe ve çok sayıda iş terki başarısızlığın sebebidir. Bu şirketlerde eksik olan sosyal sermaye eksikliğidir.

Bir şirketin başarılı olması diğer somut konulara yatırım yapıldığı gibi, sosyal sermaye gibi soyut alana yatırım yapılmasına bağlıdır.

Sosyal sermaye bir kuruluşta aşağıdaki konularda gelişime bağlıdır.

  • Bilgi paylaşmanın önemli olduğu ve paylaşılan ortak amaçların ancak güven temeli üzerine oturtmak.
  • Şirket ruhu yaratarak işlemlerin maliyetini düşürmek
  • İşten ayrılmaları azaltmak, işe alım ve başlangıç eğitim masraflarını düşürmek
  • Şirketteki devamlılık nedeniyle daha büyük bir uyum yaratmak

Sosyal Sermaye Erozyonu

Günümüzde şirketler hızla değişen iş koşullarına kendilerini uydurmak için kendi organizasyonlarını ve süreçlerini değiştirmektedir. Şirketler değişen iş koşullarında başarılı olmak için ortaklık, birleşme, satın alma ve satılma yollarıyla ürün ve hizmetlerini daha rekabet edilebilir duruma getirmeye çalışmaktadır. Bütün bu değişiklikler, hızlı büyüme ya da küçülme, sosyal sermayenin aşınması anlamına gelmektedir. Ya büyüme yoluyla birbiriyle çalışmaya hazır olmayan çalışanlar bir araya gelmekte, ya da küçülme nedeniyle işini kaybedenler, çalışmaya devam edenlerin güvenini sarsmaktadır.

Sosyal Sermaye Ne Değildir?

Sosyal sermaye şirket içindeki merkezlerin birbirleriyle “cici çocuklar olarak güzel güzel” çalışması demek değildir. Benzer şekilde sosyal sermaye, çalışanların birbirlerine özel hayatlarının ayrıntılarını anlatarak, özel dostluklar kurarak iş ve özel hayatın sınırlarını ortadan kaldırmaları da değildir.

Hafta sonlarında açık alan etkinlikleri, şirket piknikleri ve tek oturumluk sosyal etkinlikler katılanları eğlendirir, çocukluk günlerine geri götürür, ancak sosyal sermayenin oluşmasına katkıda bulunmaz. Bu aktiviteler hem kısa sürdükleri hem de işle ilgili olmadıkları için sosyal sermaye oluşturmaz. çünkü açık alan etkinliğinde yere düşen birini kaldırmak, işin akışı içinde zor durumda olan birine yardım etmeyi gerektirmez.

Karşılıklı Bağımlılık

Bir kişinin işiyle ilgili her şeyi bildiği ve kendi başına kendi işini yaparak şirket için başarılı sayıldığı dönem çoktan geride kaldı. Her bireyin işini daha iyi yapabilmek için başkalarına, her bölümün şirket amaçlarına katkıda bulunabilmek için diğer bölümlerin katkılarına ihtiyacı var. Bunun adı karşılıklı bağımlılıktır. Büyük resmin bütününü görmeden atılacak her adım şirketi rekabette zor duruma sokabilir. Birçok büyük şirkette çalışanlardan beklenen, yan odadakilerle değil, başka şehirde ya da şehrin başka yerindeki binalarda çalışanlarla işbirliği ve eşgüdüm içinde olmalarıdır.

Sonuç

Toplam kalite yönetimi, ISO standartları gibi şirketlerin belirledikleri birçok konuda başarısızlık yaşamasının arkasındaki neden, bu süreçleri düzenlemenin yeterli olmamasıdır. Başarısızlık nedenlerinin %80’ininin insanlardan ve insan ilişkilerinden kaynaklandığı görülmüştür.

Bütün sosyal ilişkilerin temeli güvendir. Böylece insanların çatışmasız, korkusuz ve kaygısız yaşamaları mümkün olur. Güven duygusunun zayıf olduğu şirketlerde çalışanların enerjisi dedikodulu, kaygılı senaryolara gider. Buna karşılık yüksek güven, çalışanlar arasında yaratıcılık ve işbirliği doğmasına imkan verir. Güveni oluşturmak için en büyük rol iş liderlerine düşer. İş liderlerinin özü sözü bir, güven duyulmaya layık olması, kendisi açık olduğu gibi aynı zamanda açıklığı cesaretlendirmesi, sanal ortamın güven için bir tehdit oluşturduğunu farketmesi gerekir. Kısacası, şirket içindeki sosyal sermayenin bir şirketin en değerli varlıklarından biri olduğunu kabullenmesi ve buna gereken yatırımı yapması gerekir.

Sending
User Review
0 (0 votes)

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.