Ya Bir Yol Bulacağız, Ya bir Yol Yapacağız!

acar-baltas-mucize-makale

Bir gün önce yaptığımız yorumu, bugün yeniden gözden geçirmeyi gerektirecek hızda ve kapsamda bir değişim ve dönüşüm dönemecinden geçiyoruz.. Çalışma hayatı, bu değişimin yarattığı ivmeyle bize yeni imkanlar sunmaya hazırlanıyor; hayat karmaşıklaşıyor. Bilgi ekonomisi, genç insanlara ve bu değişime ayak uyduranlara hızlı ilerleme, daha çok başarma, daha çok aranan ve istenen bir çalışan olma imkanı sunuyor.

Mesleki geleceğini ve umutlarını bu yüzyılda gerçekleştirme beklentisi içinde olanların kendilerini başarıya götürecek yeni iş alışkanlıkları geliştirmeleri ve zihin haritalarını yeniden yapılandırmaları gerekiyor. Bu durum kaçınılmaz olarak farklı bir düşünce tarzını, bakış açısını, yeni çalışma davranışlarını ve bu değişimin yaratacağı streslerle farklı ve etkili bir biçimde mücadele etmeyi zorunlu kılıyor. Yapılması gereken, 21. yüzyılın bize getireceği ufuklarda korkusuzca yelken açabilmek için, olaylara farklı psikolojik gözlüklerle bakmak, farklı düşünmek ve önümüzdeki farklı dünyayı görebilmektir. Bir başka ifadeyle iş başarısı için yeni bir mantık oluşturmak gerekiyor.

L. Rose, bugünün dünyasındaki bilgiyi, markette satılan bir kutu süte benzetiyor. Süt kutusunun üzerindeki damgada “son kullanma tarihi” belirtilir. Günümüzde bilginin de bir son kullanma tarihi var: Üniversite eğitiminden elde edilen bilginin geçerlilik süresi iki yıldan daha kısa ve biz, bilgimizi ve kendimizi sürekli yenilemek zorundayız. Eğer bildiğiniz her şeyi üç yılda bir yenilemiyorsanız, marketten aldığınız tarihi geçmiş süt gibi, kariyeriniz de ekşimiş ve kokuşmuş olacaktır.

Dünya Bankası’nın yaptığı bir araştırmaya göre, bir ülkede özgür seçimle şekillenen parlamenter sisteme dayalı bir demokrasinin olması ve serbest piyasa ekonomisinin yerleşmesi için, milli gelirin 6000 $, ortalama eğitim süresinin de altı yıl olması gerekmektedir. Türkiye’de eğitimin süresi 3.6 yıl olup, milli gelir de 2000 $ dolayındadır.

Daha İyi, Daha Hızlı, Daha Farklı

Türkiye’nin durumu, ülkenin en dinamik gücü olan özel sektör yöneticilerine ve çalışanlarına çok özel bir misyon yüklemektedir. Gerçekten bir kurtuluş savaşının içindeyiz. İşimizi alıştığımız ve yaptığımızın dışında yöntemlerle yapmak zorundayız. Bunun için de en büyük zorluklardan biri, geçmişteki iş yapma biçimlerini ve düşünce kalıplarını unutmaktır.

1970’ler, ağırlıklı olarak mavi yakalıların işlerini kaybettiği yıllar oldu; 2000’li yıllarda tehlikenin beyaz yakalıları tehdit ettiği görüldü. Ülkemizde yaşanan krizin içeriğinden bağımsız olan bu gelişmeler, bizi daha farklı sorumluluklar, farklı görevlerle karşı karşıya bırakmaktadır. Günümüzün dünyası bilgi çağının gereklerine ayak uydurabilen altın yakalıların dünyası olacaktır. Altın yakalı olabilmek için ise, hayatla ilgili farklı bir sorumluluk anlayışı geliştirmek gerekir. Bunun için de en başta kişi hayattaki varlık amacı ile işi arasında bir ilişki kurmak durumundadır.

Mucize Vardır…

Ben Türk insanının gücüne ve sağduyusuna inanıyorum. Ülkemiz insanının, onun özelliklerini bilmeyenlerin “mucize” diye adlandırabilecekleri sonuçları gerçekleştirdiğini biliyorum. Bu inanç, hem iş hayatında, hem spor alanında bu “mucize”lerin içinde bulunarak insanımızın gücüne tanık olmaktan kaynaklanıyor.

Eğer Türk insanının içindeki enerji harekete geçirilir ve enerji açığa çıkarılırsa, eğer ortak bir değer sistemi üzerine oturan ve heyecan yaratan ortak amaç yaratılırsa, ortak geleceğimizi kendi ellerimizle şekillendireceğimize güvenle bakıyorum.

Sevgili okuyucular, bu hedefleri gerçeğe dönüştürmek için ya bir yol bulacağız ya da bir yol yapacağız. Türk insanını tanımayanlar da buna “mucize” diyecekler.

21.yüzyılda başarılı olmak için köklü bir zihniyet değişimine ihtiyacımız var. Gelecekle, değişimle ve onun getirdiği sorunlarla savaşmak yerine, yarının dünyası ile ortaklık kurarak değişimi birlikte yaratacağız.

Oylama: 3.7 (3 oy)
Sending
2 Yorumlar

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir