Yanıltılma veya Çerçevelenme

cercevenelnme1.jpg_4815769[1]

Bundan önceki yazılarımızdan birinde, insanların sabit bir risk algısının olmadığından ve bu nedenle yatırım şirketlerinin müşterilerine yaptırdığı risk derecelendirme profillerinin fazla bir anlam taşımadığından söz etmiştik.

Yarım bardak suyun; “boş olarak mı, yoksa dolu olarak mı?” değerlendirileceği, iyimserlik ve kötümserlik tartışmalarındaki herkesin malumu olan bir ölçüttür. Araştırmacılar bu klasik tartışma konusunu, yaptıkları bir deneyde sınamışlardır. Bir dolu bardak suyun yarısını boşalttıklarında, katılanların %69’u bardağı “yarısı boş” olarak değerlendirmiş; buna karşılık boş bardağı yarısına kadar doldurduktan sonra ise %88’i “yarısı dolu” olarak değerlendirmiştir.

Uzmanlar da yanılır

Hekimlerin kendi meslek alanlarında bile yanıltılabileceğini ortaya koyan bir araştırmada 400 doktora; “kendileri kanser olsalar radyasyon veya cerrahi tedavi konusundaki tercihleri” sorulmuştur. Grubun yarısına, “her 100 hastanın 10 tanesinin cerrahi girişim sonucu öldüğü” söylenmiştir. Bu grubun %50’si radyasyon tedavisini tercih edeceğini bildirmiştir. Grubun diğer yarısına, “cerrahi girişimin 100 hastanın 90’ında başarılı sonuç verdiği” söylenmiştir. Bu grubun sadece %16’sı radyasyon tedavisini tercih etmiştir.

Benzer bir araştırma psikiyatristlerle de yapılmıştır. Akıl sağlığı problemi olan bir hastanın altı ay içinde çerçevesinde şiddete dönük bir eylem yapma ihtimalinin %20 olduğu söylendiğinde, psikiyatristlerin %79’u hastanın akıl hastanesinden çıkmasında sakınca görmemişlerdir. Buna karşılık, “bu hastayla aynı özellikleri gösteren 100 hastanın 20’si şiddete dönük bir eylem yapmaktadır” dendiğinde, hekimlerin ancak %59’u hastaneden çıkışa onay vermiştir.

Bir başka araştırmada psikolog K Yamaguchi, kanserin her “10.000 kişinin 1286’sının ölümüne neden olduğu” bilgisinin, “kanserden ölüm oranının %12,86” olduğu bilgisine kıyasla, %32 daha riskli algılandığını görmüştür.

Bu araştırmalar yüzdelerin insanların algısında soyut bir etki yaptığını, buna karşılık “her 10 kişide 1” gibi ifadelerin, durumun somutlaştırmasına yardım ettiğini göstermektedir. Durum “her 10 kişide 1” olarak sunulduğunda, kayıp için de, kazanç için de insanlar söz konusu kişinin kendileri olabileceğini düşünmektedir.

İnsanların ölmesi veya para kaybetme ihtimali, insan beyninin milyonlarca yılda gelişen yapısı içinde, alarm zillerinin çalmasına ve beynin intraparietal kıvrımlarında tetiklerin çekilmesine yol açmaktadır. Bu kıvrım beynin üst kısmında gözlerin arkasındadır ve alınan kararın sonuçlarının görsel olarak beyinde canlandırılmasını sağlar. Sonuçlar ne ölçüde belirsizse, bu bölgedeki aktivasyon o ölçüde yoğunlaşır.. Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse, C. Gonzales, bardağın yarısının boş olduğu algısı, beynin daha yoğun çalışmasına neden olduğunu söylemektedir. Ona göre karar verirken kaybetme seçeneği karşısında ne kadar düşünmemiz gerektiğine göre bir denge kurarız. Bu nedenle bizi kayıptan uzaklaştırma vurgusu yapan seçimlere yöneliriz

Sonuç

Gerek kanser, gerekse psikiyatrik hastalardaki şiddet eğilimi gibi konularda, alanında uzman olan kişiler bile, konuların kendilerine sunuluşundan etkilenerek yanıltılabilirler. Görüldüğü gibi uzmanların zihinlerini çerçevelemek ve belirli bir karara yöneltmek konusunda belirli bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olmayan amatörleri yanıltmak arasında büyük bir fark yoktur. İnsanların yatırım kuruluşları tarafından nasıl yanıltıldığı gelecek yazımızın konusu olacaktır. çerçeveleme ve yanıltma konusunda en önemli fark kişilikten kaynaklanmaktadır. Tedbirliliği yüksek kişiler, tedbirliliği düşük kişilere kıyasla risklere karşı daha duyarlıdır. Kişiliğimizin bu özelliğini bilmek, risklerle ilgili karar verirken hem sağlığımız, hem de maddi birikimlerimizin selameti açısından büyük önem taşımaktadır.

Kaynaklar

C. Gonzalez ve ark: The framing effect and risky decisions: Journal of Economic Psychology, 26, (2005).
Paul Slovic ve ark:Violence Risk Assessment and Risk Communication, Law and Human Behavior, 24/ 3 (2000)
K. Yamagishi: When a 12,86 % more dangerous than 24,12 % Appl..Cognitive Psychology vol 11, (1997)

Oylama: 0.0 (0 oy)
Sending

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir