Yorgun Olduğumuzda Neden Çuvallarız?

cuvallama.jpg_3815332

Kendinizi yorgun hissettiğiniz bir günün sonunda yalnız(veya eşinizle) eve dönüyorsunuz. Değil yemek hazırlamak, masaya tabak koyacak haliniz yok. Evinizin çevrenizde bütçenize ve standartlarınıza uyan ve dışarı servis yapan üç tane restoran var. Biri tuzlu ve yağlı yemeklerini hatırladığınızda ağzınızın sulandığını hissettiğiniz çin restoranı; diğeri ev yapımı, erimiş peyniri üzerinden akan pizzacı; üçüncüsü de taze hazırlanmış salata ve esmer ekmek dilimleri üzerine sandviçler sunan ve sağlıklı beslenme konseptine sahip küçük bir bistro. Seçiminizi hangisinden yana kullanırdınız? Daha sonra bu seçiminizi, evinizin balkonunuzda kitap okuyarak geçirdiğiniz bir öğleden sonra yapacağınız seçimle kıyaslayın.

Böyle bir konuya bugüne kadar kafa yormadıysanız, biz söyleyelim: İnsanların çok büyük çoğunluğu yorgun ve zorlayıcı bir günün ardından sağlıklı olanı değil, yağı ve kokusuyla ağzını sulandırıp baştan çıkartıcı olanı seçme eğilimindedir. Yorgunluk ve sağlıksız yiyecek tüketimi (junk food) arasında ilginç bir ilişki vardır. Bu nedenle, birçok diyet girişiminin sonuçsuz kalması veya sigarayı bırakmış olanların tekrar sigaraya başlaması, stres verici bir yaşantı veya yorgun bir günün sonunda gerçekleşir. Bu durumun nedeni, benliğimizin dürtüsel (duygusal-hisseden beyin) yönüyle, bilinçli (mantıklı-düşünen beyin) yönü arasındaki mücadelededir. Gerçekte Adem’le Havva’dan başlayarak insanların mantıklarıyla duyguları arasındaki mücadele antik dönemden bugüne kadar sayısız kez romanlara ve filmlere konu olmuştur. Edebiyat klasiği Anna Karanina da bu çelişki üzerine kuruludur.

Ego boşalması

Otomobiller için kullanılan “fren boşalması” kavramıyla kıyaslanabilecek olan “ego boşalması” (ego depletion), haz verici uyaranlara direnmenin ciddi enerji kaybına neden olduğu anlamına gelmektedir. İnsan iradesini kaslarımıza benzetebiliriz. Sürekli ağırlık kaldırmak nasıl bir süre sonra yorgunluk yapar ve kişi biraz önce kaldırdığı ağırlığı kaldıramaz duruma gelirse, benzer şekilde baştan çıkartıcı uyaranlara direnmek de, bir süre sonra kişiyi aynı uyaranlara direnemez duruma getirmektedir.

Stanford üniversitesi’nden bir grup bilim adamı, insanların beyinlerinin mantıklı ve iradeli tarafının meşgul olduğu durumlarda, daha kolay baştan çıkıp çıkmadığını araştırmışlardır. Bunun için de beyni zihinsel olarak meşgul edip, baştan çıkartıcı uyaranlara direnemeyecek duruma getirmeyi denemişlerdir. Baba ve Sasha adlı araştırmacılar katılımcıları iki gruba ayırmışlar, bir gruptan 68 gibi iki basamaklı bir sayıyı; diğer gruptan da 3586497 gibi yedi haneli bir sayıyı ezberlemelerini istemişlerdir. Katılımcılara, ezberledikleri sayıyı koridorun sonundaki odada oturan araştırma asistanına tekrarlamaları söylenmiştir. Denekler, koridorun sonuna yürürlerken ve kendilerine gösterilen sayıları ezberlemeye çalışırken yol boyunda masa üzerine dizilmiş iki sıra ikram görmüşlerdir. Birinci sırada çikolatalı kremalı kekler; ikinci sırada renkli meyvelerden oluşan sağlıklı bir külah yer almıştır. Deneklere ezberledikleri sayıları tekrarladıktan sonra bu ikrama hak kazanacaklarını ancak seçimlerini o sırada yapmaları istenmiştir.

Deneklerden ezberinde 68 gibi iki basamaklı sayıyı tutanlar, 3586497 gibi yedi basamaklı sayıyı tutanlara kıyasla çok daha fazla sağlıklı meyve tabağını seçmişlerdir. Yedi haneli sayıyı tutmak için yüksek beyin fonksiyonlarını kullanmak zorunda olanlar, içlerinden gelen dürtülere boyun eğmekte zorluk çekmişler ve yüksek kalorili seçimlere yönelmişlerdir. Bu araştırma, insan zihninin bilinçli ve yoğun bir çaba harcamakla meşgulken, dürtüleri kontrol eden sistemin davranışlar üzerinde daha fazla etkili olduğunu ortaya koymuştur.

Bu konuda yapılmış ilginç araştırmalardan biri adalet sistemiyle ilgilidir. Şartlı tahliye kararı veren hakimlerin verdikleri hükümler incelendiğinde, tahliye kararlarının sabah ilk oturumlardan ve dinlenme aralarından sonra verildiğini ortaya koymuştur. Normal koşullarda hakimlerin şartlı tahliye kararlarında çok fazla ince eleyip sık dokumaları gerekir. Arka arkaya gelen davalar ve bu davaların ayrıntılarından yorulan hakimler, konulara derinlemesine kafa yormaları gereken durumlarda, kolay olanı seçmekte ve mahkumiyetin devamına karar vermektedirler.

Bu bulgular çeşitli yarışma jürileri ve akademik jüriler için de geçerli olabilir. Belki bu araştırma bulgularını bilmeksizin, akademik sınavlarda adaylar, jüriye daima tatlı ve tuzlulardan oluşan yiyecekler ikram ederler.

Sonuç

İnsanın iradesi zayıfladığında arzularını dizginlemekte daha fazla zorluk çeker ve bu durum aynı zamanda kişinin dürüstlük düzeyini aşağıya çeker. Bir başka ifadeyle söylemek gerekirse zihinsel ve bedensel yorgunluk, kişinin gerçekleri daha fazla çarpıtmasını ve yoldan çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Gelecek yazımızın konusu ego boşalmasının alış veriş merkezlerinde ve günlük hayatımızda verdiğimiz kararları nasıl etkilediğini konu edeceğiz.

Kaynaklar:
Danziger,S. ve ark.: Extraneous Factors in Judical Decisions. Proceedings of the National Academyof Sciences of the USA, 2011.
Shiv,B., Fedorikhin, A.: Heart and Mind in Conflict. The İnterplay of Affect and Cognitionin Consumer Decision Making. The J. of Consumer Research, 1999.
Ariely, D.: The Honest Truth about Dishonesty. Harper Colins, 2012.

Oylama: 3.0 (2 oy)
Sending
Yorumlar

Yorum Ekle

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir