BCC MAG DERGİSİNDE ACAR BALTAŞ

Geleceği planlamak

Prof. Dr. Acar Baltaş

MUTSUZLUĞUN ÜÇ TEMEL NEDENİ; MUTSUZ İNSANLARLA ÇEVRİLİ OLMAK, BEKLENTİLERLE GERÇEKLER ARASINDAKİ UÇURUM VE KIYAS YAPMA EĞİLİMİDİR …

Günümüzde gençlerle birlikte olduğum zaman çok mutsuz olduklarını ve çevrelerinde yaşanan mutsuzluk pandemisinin parçası olduklarına tanık oluyor ve kendilerinin tarihteki en şansız kuşak olduklarını dile getirdiklerini duyuyorum. Onları dinledikçe kendi perspektiflerinden mutsuz olmak için haklı nedenleri olduğunu kabul ediyorum ancak tarihteki en şansız kuşak oldukları değerlendirmesini çok naif buluyorum. Bu inancın, bunu paylaşmanın ve sürekli tekrarlayarak bunu büyütmenin mutsuzluğu ve çaresizliği artırdığını görüyorum. Mutsuzluğun üç temel nedeni; mutsuz insanlarla çevrili olmak, beklentilerle gerçekler arasındaki uçurum ve kıyas yapma eğilimidir. Sosyal medya bu üç faktör üzerinde kaldıraç etkisi yaratarak genel hoşnutsuzluğu büyütüyor. Ülkenin zorluklarına dair paylaşımlar, gençlerde mutluluğun yurt dışında olduğuna dair bir inanç oluşturuyor ve bu durum yurt dışını tek çıkış yolu olarak görmelerine neden oluyor. Aile ve akran çevresinin etkisiyle bu düşünce erken yaşlarda pekişerek, geleceği Türkiye dışında kurma hedefi haline geliyor.

COĞRAFYA KADERDİR ANCAK TARİH DE …

Coğrafyanın kader olduğunu İbni Haldun 650 yıl önce yazmıştı. Buna karşılık tarihin de kaderin bir parçası olduğunu, yaşadıkları dönemde ağır bedeller ödeyenler biliyor. 1880-1900 yılları arasında Osmanlı toprağında doğan gençler Balkan Savaşı’nı, Büyük Savaş’ı ve Kurtuluş Savaşı’nı yaşadılar. Batı Anadolu erkeksiz köylerle doluydu. Bu tarihte Osmanlı kimliği ile doğan gençler 1918 yılında kendilerini topraksız ve kimliksiz buldular. Bu nedenle bazıları Turan, bazıları Ümmet, küçük bir grup da komünizm idealine sığındılar. Bu gençlerden hayatta kalanlar 1923’te Cumhuriyetin ilanıyla yeni bir kimlik kazandılar. Etnik kökenleri ne olursa olsun; yoksul ama umutlu ve “Ne mutlu Türküm” demenin gururunu yaşadılar. Bu kuşak Cumhuriyet devrimlerinin bekçisi oldu ve hayatlarını, devletin sunduğu imkânlarla elde ettikleri bilgi ve statüyü geri ödemeye adadı. Yakın zamana kadar ilkokullarda her sabah içilen andın “Varlığım Türk varlığına armağan olsun’’ cümlesiyle bitmesinin derin bir anlamı vardır. Mustafa Kemal yurt dışına eğitim için gönderdiği gençleri, “Bir kıvılcım olarak gidiyorsunuz bir kor olarak dönmenizi bekliyorum” diyerek uğurlamış ve gidenlerin tamamı da geri dönmüştür. Gençlerin kendilerini tarihin en şansız kuşağı olarak görmelerinin en önemli nedeninin, tarihin kendileriyle başladığı konusundaki inançları olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle gençlere yakın tarihle ilgili bilgi sahibi olmalarına yardımcı olacak kitaplar öneniyorum. Bunun zorlayıcı olacağını düşünenler için hiç olmazsa 1876 Yılında Birinci Meşrutiyet, eğer bunu fazla bulurlarsa 1912’deki Balkan Savaşından başlayarak yakın tarihimiz üzerinde bilgi sahibi olmanın dünyaya, hayata ve ülkelerine bakışlarını genişleteceğini söylüyorum. Ancak böylece Sevr Anlaşması’yla çizilen sınırların hayata geçmemesinin bir mucize olduğunu anlayabilirler ve Sevr hayata geçmiş olsa, topraksız ve kimliksiz kalacaklarını bilirlerdi. Sahip olduklarımızın Mustafa Kemal’in askeri ve stratejik dehası ve bu toprakları canları bahasına savunan Anadolu köylüsü sayesinde olduğunu öğrenirlerdi. Bunun dışında iki konjonktürel olayın da bu mucizeye katkıda bulunduğunu öğrenmek tarihe olan ilgilerini artırırdı. Birincisi Bolşevik ihtilali, ikincisi de 1918- 1920 yılları arasında yaşanan İspanyol Gribi pandemisi. Büyük Savaş’ta 25 milyon, pandemide 55 milyon insan ölmüş ve İngiliz Parlamentosu’nda Başbakan Lyod George Yunanistan’a destek için asker gönderme kararı çıkartamamış ve istifa etmişti. Bunun sonucunda Kuvayı Milliye, Yunan ordusunu Ankara’ya 30 kilometre kala durdurmayı başarmış ve Türkiye’nin Batılılar tarafından kendisine biçilen kaderin dışına çıkması mümkün olmuştur. Günümüz gençlerinin bu topraklara ve geçmiş kuşakların ödedikleri bedellere karşılık sorumlulukları vardır. Bu sorumluluğun gençler tarafından hissedilmesi için ailelerin ve öğretmenlerin yol göstermesi gerekmektedir. Kurtuluş Savaşı için verilen mücadeleden sonra yoksul ama umutlu ve gururlu çocuklar, borçsuz ve bütçe fazlası veren bir devlet kurmuştur. Bir sonraki kuşak İkinci Dünya Savaşı’nın zorluklarını yaşamış, demokrasi mücadelesi verip iktidar değişimine tanık olmuştur.1960 darbesi yönetim kadrolarını tasfiye etmiş, türlü haksızlıklar yaşanmıştır. Nispeten daha yakın tarihte 1947- 1960 yılları arasında doğan ve siyasete doğal olarak ilgi duyan gençler, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerinde ezilmiş, ağır bedeller ödemiş ve başlarından geçenler çok sayıda kitaba konu olmuştur. Türkiye 1979-2002 yılları arasında ortalama yüzde 71 enflasyonla yaşamıştır. 1997’de 28 Şubat, 2001’de ekonomik kriz ve bankacılık sisteminin tıkanması yaşanmış ve geride kalmıştır. 2000’den sonra doğanların kaderine ise 2016’da 15 Temmuz darbe girişimi ve bunu izleyen Başkanlık sistemine geçişi, 2020 yılındaki pandemiyi, hiper enflasyonu, toplumdaki kutuplaşmayı, Türkiye’nin çevresini saran savaşları ve bunların doğurduğu sonuçları yaşamak düşmüştür.

UMUT İNSANI YAŞATIR

Her kuşakta gençlerin memnuniyetsizliği ve değişim talebi son derece doğaldır. Değişim talebi sürecinde umut çok önemlidir. Umut, gelecekle ilgili olumlu beklentiler içinde olmaktır. Ancak bu beklentinin ve hayalciliğin, “iyi düşünelim iyi olsun” edilgen anlayışının ötesine geçmesi ve için üç koşul gerekir: Bir hedef, bir strateji ve bu stratejinin eylem içermesi. Bu nedenle gençlere önerim kendi dünya görüşlerine uyan bir sivil toplum örgütü içinde değişim taleplerini dile getirmeleridir.

Geleceği planlamak
Geleceği planlamak

KÖKLER ÖNEMLİDİR

 İnsan, nerede yaşarsa yaşasın, kendini güvende ve ait hissedebileceği köklerine ihtiyaç duyar. Bu kökler, yalnızca doğduğu yer değil, ihtiyaç anında yanında olacak insanların varlığıyla anlam kazanır. Yurt dışında yaşayan ve yurt dışında bir süre yaşamış ve geri dönmüş gençlerle ilgili İstanbul Erkek İş İnsanları Vakfı’nın FutureBright ile yürüttüğü ‘Beyin Göçü’ araştırmasının sonuçları çok düşündürücüdür. Bu araştırma gençlerin yurt dışına gitme isteğinin üç temel nedene dayandığını ortaya koymuştur: Birinci neden olan özerklik, hayatı ve kararları üzerinde kontrol duygusunu temsil ediyor. İkincisi olan yetkinlik, emek ve niteliğinin karşılığını almayı ve üçüncü neden olan aidiyet ise çevre ile anlamlı bağlar kurmak ve bir topluluğa ait olma duygusu yaşamak anlamına geliyor.

GÖÇMEN OLARAK YAŞAМAK

 Öncelikle şunu bilmek gerekir ki: Türk pasaportu, bir iki ver hariç, dünyada memnuniyetle kabul gören bir pasaport değildir. Yurt dışına giden gençlerin en önemli sorununun, sosyal statülerinin sıfırlanması olduğu araştırmanın ortaya koyduğu en önemli bulgu. Kendi ülkelerinde ne kadar parlak bir genç olurlarsa olsunlar, gittikleri yerde sıradan göçmene dönüşüyorlar. Başlangıçta yaşadıkları balayının hemen ertesinde ciddi sorunlarla karşılaşıyorlar. Bu sorunların başında barınma, resmi işlemler, yeni sosyal çevreye uyum, yabancılık, kültüre uyum sağlamak, iş bulmak ve aile hasreti geliyor. Bu ve diğer zorluklar gençlerin büyük bölümünün anti depresan kullanmasına neden oluyor ancak bunu saklıyor ve hayatlarını Türkiye’de ilişki kurdukları arkadaşlarına ve ailelerine çok güzelmiş gibi anlatıyorlar. Yurt dışında bir süre yaşayanlar ve göçün sorunlarını yaşayanlar için en önemli sorun “kalmak mı yoksa dönmek mi?” oluyor. Çünkü kültüre entegre olmanın zorlukları ile kendi anavatanları ile eskisi gibi bağ kuramamak, arafta kalma hali doğuruyor ve varoluşsal soruların tetiklenmesine neden oluyor. Geri dönmenin bir yenilgi ve başarısızlık gibi görülmesi dönüş kapısını psikolojik olarak kapatıyor.

BÜTÜN BUNLARDAN ÇIKMASINI BEKLEDİĞİM SONUÇ, GENÇLERİ YURT DIŞI HAYALLERİNDEN KOPARTMAK DEĞİLDİR. FIRSAT YARATAN, YURT DIŞINDA EĞİTİM ALMAK İÇİN GEREKLİ İMKÂNLARA SAHİP GENÇLERİN MUTLAKA BU FIRSATI KULLANMALARINI ÖNERİRİM ANCAK BİR KIVILCIM OLARAK GİDİP, BU ÜLKEYE BORÇLU OLDUKLARININ BİLİNCİNDE BİR KOR OLARAK DÖNMEK KAYDIYLA.

yazar avatarı
Prof. Dr. Acar Baltaş

Add a Comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Dijital Bilge - Acar Baltaş