Nokta Dergisinde Acar Baltaş

Nokta-dergisisnde-acar-baltas

Yaz kapıya dayandı, velileri telaş aldı! Çalışan anne-babalar, ‘Okul kapandığında çocuğa kim bakacak, kime bırakılacak‘ diye kara kara düşünürken, kimi ebeveyn de ‘Üç ay boyunca çocuğun programını nasıl dolduracağım’ paniğini yaşıyor. Ve işte tam bu noktada yaz okulları devreye girip,“Korkmayın biz varız!” diyorlar. “Çocuğunuz hem mutlu olsun hem de yeteneklerini geliştirsin” sloganlarıyla ailelere seçenekler sunuyorlar.

Anne baba rahat bir nefes alıyor almasına da, ya çocuklar? Kış boyunca ödevlerle, sınavlarla boğuşurken, yazın televizyon karşısında yapılacak tembelliğin, sokakta, parkta oynamanın hayalini kuran çocuklar, yeni bir girdaba kapılıyor.

“Çocuklar yaz okullarına gönderilmeli mi, gönderilmemeli mi?” Uzmanların, bu soruya verdiği cevaplar birbirinden farklı. Kimi “Yaz okulları, çocuğun hayatına oyunla birlikte sporu dahil ediyor, mutlaka gönderilmeli” derken, kimine göre istisnaları bulunsa da yaz okulları çocukların cinsel bilgilerini, kötü alışkanlıklarını geliştiriyor. Bir başka görüş ise şu: “Çocuklar evlerinde vakit geçirmeyi özlüyor. Koşturma halinde olmak, tükenmişlik sendromu sebebi! En azından sadece bir ay gönderin!” Bu haber, “yaz okulu problemini” çözerken size yol gösterecek, birçok sorunuzun cevabını verecek.

Yaz Okuluna Göndermek Yerine Çalıştırın!

Psikolog Prof. Dr. Acar Baltaş, çocukların yaz okullarına gönderilmesine karşı çıkıyor ve “Yaz okulu yerine, her yaz çalıştırın!” önerisinde bulunarak nedenlerini açıklıyor: İnsanı geliştirenin sorumluluk olduğuna inanıyorum. Bir hayatın içinde acı, fedakarlık, hayal kırıklığı, başarısızlık, engellenme duygusu yoksa o hayattan bir hikaye çıkmıyor. Çocuklardan beklenen tek şey başarılı olmaları. Halbuki başarılı olmak, para kazanmak, iyi bir okulu bitirmek insanları mutlu etmiyor. Aileler, çocuğum zorluk görmesin, rahat yaşasın diyor. İnsanı insan yapan, yaşadığı acılar, hayal kırıklıkları ve engellenme duygusudur. Bunları yaşamadan gelişen bir insan, olgunlaşmadan hayata atılıyor. İş hayatına girdiği zaman da hiçbir şeyden memnun olmuyor. Her şeyden şikayetçi, hayattan hep alacaklı. Yaz okulları da bunun bir parçası. ‘Aman çocuk yoruldu, yaz okuluna gitsin, dil öğrensin, spor yapsın!’ Yaz okullarına göndereceğinize çalıştırın. 13 yaşından itibaren mutlaka yazın bir buçuk, iki ay çalışmalı. İnsan ilişkilerinde sınırın nereden geçtiğini görmek için. Para kazanmak için değil. Sorumluk alsınlar, zor hayat yaşayan insanlara yakın olsunlar.”

Para Kazansınlar Diye Değil!

“Çocuklar ailelerin refahlarına ortak, hayatlarına değil” diyen Prof. Baltaş, “Problem burada. Odalarını bile toplatamıyorlar, nerede kaldı hayata ortak etmek. Para vererek, aile bütçesinden kaynak aktararak görevlerini yerine getirdiklerini sanıyorlar. Aileler, çocukları sorumlulukla ödüllendirsin. Yaşı çalışmaya uygun değilse de, mutlaka evin içinde bir görevleri olmalı. Bunu iyilik olsun diye değil, seve seve aileye yardımcı olmak için yapsınlar. Köyde yetişen çocuklara bakın! Tarlada bir şey yapamıyorsa, tarladakilere su taşır çocuk. Şehirde de evin içinde çocuğun görevi olmalı” diyor.

Kötü Alışkanlıklarını Cinsel Bilgilerini Geliştiriyorlar

Prof. Dr. Baltaş’a göre, uzun tatiller çocuğun potansiyelini ziyan ediyor, yaz okulları bu noktada yetersiz kalıyor: “Dünyanın hiçbir yerinde 3 aylık yaz tatili olmaz! En verimli, hayattan en çok öğreneceği çağda, bilgisayarın başında, etkileşim içinde olmadan zaman geçiriyorlar. İnsanı geliştiren etkileşimdir. Yaz okullarında ne etkileşimi olacak ki? Oralarda çocuklar, yaşlarına göre kötü alışkanlıklarını, cinsel bilgilerini geliştirecek, öğretmenler de kendi aralarında flört edecek. Yaz okullarının genel görüntüsü budur. İstisnası tabi ki vardır. Umarım ebeveynler bu istisnaları arayıp bulurlar.”

Yaz tatillerinde mutlaka çocukların entelektüel, zihinsel gelişim içinde olması gerektiğini vurgulayan Baltaş, “En büyük yanlış onları bu faaliyetlerden uzak tutmak. Çocuğun da kabul edeceği, düzenli faaliyetler olabilir. Gelir gruplarına göre eğitim başarısı arasında farklar vardır. Bu fark, birinci yılın başında küçüktür. Her ders yılının sonunda çocuklar birbirine yakın gelişme gösterir. Ama Haziran – Eylül döneminde aradaki fark açılır. Bunun sebebi, alt gelir grubundaki çocukların, ‘Bırakın oynasınlar, okul bitti, okul başlayınca okul başlar’ anlayışına maruz kalması. Halbuki, okul bittiği zaman da zihinsel faaliyeti sürdürmek gerekir” uyarısı yapıyor.

coccukrsm57235c323ac02

Okul Tercihi Nasıl Yapılmalı?

Peki çocuklarını yaz okuluna gönderecek veliler, seçim yaparken neleri göz önünde bulundurmalı, dikkat etmeli? Prof. Dr. Baltaş, bu soruyu şöyle cevaplıyor: “Aslında ne desem boş! Aileler, bütçesine uygun okul bakacak. Yapacak bir şey yok. Çünkü gittiğiniz her okul kendisinin iyi olduğunu söyler. Okulların kendilerini ifade etmeleri bir anlam taşımıyor. Yapılabilecek tek şey, o okula, programa birkaç yıl önce katılmış anne babalarla konuşmak. Öğretmenler ne kadar ilgili, çocuk orada gelişti mi, kendini nasıl hissederek ayrıldı. Yoksa her okul kendinin en iyi olduğunu söyler.”

Dergi linki:  https://www.noktadergisi.info/dergi/sayi-50-2-8-mayis/cocugum-yaz-okuluna-gitsin-mi-gitmesin-mi-ev-mi-yaz-okulu-mu-h13001.html

Sending
User Review
0 (0 votes)

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.