İnsanların kendilerini bir işe yürekten adamaları, potansiyellerinin bütününü hayata yansıtmalarına imkan verir. Güçlü yönünü bütünüyle ortaya koyamayan kişi kendisini işine yürekten adayamaz. Bunun hem kurumsal düzeyde hem de
Yalan söylemenin, hile yapmanın, başkalarını aldatmanın, kuralları bilerek ihlal etmenin doğru davranışlar olmadığını herkes bilir. Peki bu davranışları yapanların nasıl insanlar olduğunu düşünürsünüz? Aramızda yaşayan, büyük ihtimalle bir
Emeklilik her ne kadar yıllarca planlanan ve iple çekilen bir durum olsa da, gelip çattığında kişi kendini yıllardır alışık olduğu bir hayat çizgisinin dışında bulur. Ülkemizde daha çocuk
İnsanlar iş hayatına başladıklarında veya kendileri için bir gelişim imkanı gördüklerinde bir kurumda çalışmak için istek duyar ve o kuruma başvururlar. Bunda kurumun itibarı, çalışana sunduğu imkânlar ve
“Kötülük öldürücüdür derken, yalnızca cana kastetmeye, cinayete işaret etmek istemiyorum. Kötülük, ruhen ve manen öldürmeyi de içerir.”, M. Scott Peck “Yalan İnsanları” kitabının yazarı,psikiyatrist Çalışma hayatının örgütlü bir yapı
Her başarılı kişinin geçmişinde, başı sıkıştığında hâlâ kapısını çaldığı, akıl danıştığı, bazen de özlemle yad ettiği bir yol gösterici, bir “usta”sı vardır. Öyle biri hangimizin hayatında yoktur ki? Belirsiz
Geçen yazımızda insanların beyinlerinin mantıklı ve iradeli tarafının ( düşünen beyin) meşgul olduğu ve yorulduğu durumlarda, iradelerinin zayıfladığı ve baştan çıkartıcı ipuçlarına direnmekte zorluk çektiklerini konu etmiştik. Bu
Kurumlar çalışanlarının namuslu ve dürüst olmasını, kurum çıkarlarını her şeyin üstünde tutmalarını talep ederler ve çalışanın kurum üzerinden kendi çıkarına herhangi bir girişimde bulunmasını hoş görmezler. Son bir
“Öfke Baldan Tatlı” demiş atalarımız. Yine atalarımız, “Keskin sirke küpüne zarar” da demişler. Bu yazımızda, gerek özel, gerekse iş hayatımızdaki ilişkilerimizi derinden etkileyen ve çoğu kez de olumsuz
İnsanların ait oldukları sosyal statüye göre neleri giyip, neleri giyemeyecekleri konusundaki kuralların başlangıcı Eski Roma’ya kadar uzanır. Giyim kuralları zamanın içinde değişim göstererek bütün Avrupa ve Asya’yada bazen