Acar Baltaş

 

 

Gönüllerde ve zihinlerde iz bırakan konuşmacı - Acar Baltaş

 
 
Sayılar Doğruyu Söyler mi?

Sayılar Doğruyu Söyler mi?Eğitimli insanların çoğu, bir konuda karar vermek için verilere ve varsa sayılara bakmak ister. Böyle bir karar vermenin “duygusal” bir yaklaşımdan bizi uzak tutacağına inanır ve bunun o güne kadar almış olduğumuz eğitimin bir ödülü olduğunu düşünürüz.

Şimdi arkanıza yaslanın ve katıldığınız bir toplantıda şu soruyla karşılaştığınızı hayal edin: Aşağıda sıralanan durumlardan hangisinde olsaydınız bir ilacı beş yıl (veya hayat boyu) her gün içmek isterdiniz?

A) Bu ilaç kalp krizi geçirme riskinizi % 33 oranında azaltacak olursa
B) Bu ilaç kalp krizi geçirme riskinizi % 3 ten %2 ye indirerek % 1 azaltacak olursa
C) Bu ilaç 100 kişiden bir kişiyi kalp krizi geçirme riskinden kurtaracak ancak bunun kim olacağı hiçbir zaman bilinemeyecekse

Kolayca tahmin edebileceğiniz gibi, böyle bir durumda karar vermek zorunda kalan insanların hemen bütününe yakını kalp krizi geçirme ihtimallerini % 33 oranında azaltacak bir ilacı düzenli kullanmak konusunda tereddüt etmiyorlar. İkinci ihtimalle karşı karşıya kaldıklarında ancak beş ila on kişide bir kişi ilacı almayı düşünebileceğini söylüyor. Ancak C seçeneğinde belirtilen bir durumda düzenli ilaç kullanmayı hemen hiç kimse aklından bile geçirmiyor.

Oysa yukarıda belirtilen seçeneklerin üçü de aynı durumun farklı ifadesidir. Kalp krizi geçirme riskiniz gerçekte % 3 ise ve bunu kullanacağınız ilaçla % 2 ye indirirseniz, riskiniz % 33 ölçüsünde azalmış olur. Çünkü iki, üçten % 33 daha azdır. Tıpkı gerçek fiyatı 300 TL olan bir ceketin, indirimli fiyatının 200 TL ye inmesinin % 33 indirim anlamına gelmesi veya 3TL lik bir tokanın indirimde 2 TL ye satılması gibi.

Yukarıdaki paragrafta yazdıklarımız okuyuculara aşırı basit gelse de, ilaç endüstrisinin hekimlere yaptığı pazarlamada sayılara yüklediği anlamlar çok kere bundan farklı değildir. Son iki yazımızda konu ettiğimiz “yanıltma” veya “çerçeveleme” (framing) sadece sıradan insanlar için değil, uzmanlar için de geçerli olan bir durumdur. Yukarıdaki anlatılan da bu durumun sıradan örneklerinden biridir.

Bu konunun ilgimi çekmesinin yakın zamandaki sebeplerinden biri, bir süre önce yaptırdığım check up ta kan basıcımın sistolik 12.5 çıkması üzerine, doktorun “bunu izlememiz gerekir” demesi oldu. “Neyi izleyeceksiniz?” diye sorduğumda benim durumum “prehipertansiyon” olduğunu söyledi. 12.5 Sistolik kan basıncını patolojik sınıra sokmak ve kişiyi “prehipertansiyon hastası” olarak tanımlamak ve hayat boyu bir ilaç kullanmaya yöneltmek kolay bir iş değildir. Ancak bu yaklaşımının ardında, ilaç endüstrisinin, çeşitli teşviklerle yanına aldığı akademisyenlerle uzun yılları içine alan çok yönlü bir mücadelesi bulunmaktadır. Bu mücadele sonucunda benim check up sonuçlarımı değerlendiren hekim de büyük bir masumiyet ve inançla hastalarını hayat boyu ilaç almaya yöneltecek tavsiyede bulunmaktadır.

ABD’deki verilere göre 40 milyondan fazla yüksek tansiyon hastası bulunmaktadır. 55 yaşın üzerinde olan ve yüksek tansiyonu olmayanların % 90 ı da bir gün yüksek tansiyon hastası olacağı hesaplanmaktadır. Kalp hastalığı uzmanlarına göre tansiyon bir ölçüt ve risk faktörüdür. Bu risk faktörünün koroner kalp hastalığı konusunda; sigara kullanımı, hareketsiz hayat, yüksek kolestrol düzeyi gibi diğer büyük riskler ile birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bunları yapmadan “normal”i temsil eden eşik değeri aşağı çekmek, ABD ölçeğinde 50 milyon kişilik yeni bir “müşteri”, pardon tıbbi yardıma ihtiyacı olan “hasta” kitlesi yaratmak anlamına gelmektedir. Bu kitlenin hayat boyu her gün düzenli ilaç kullanacağı hesaba katılırsa ortaya çıkacak olan pastanın ekonomik boyutu, 50 milyar doları aşan göz kamaştırıcı sayılara ulaşmaktadır.

Sonuç

Geçen iki yazımızda “yanıltılma” (framing) kavramı üzerinde durmuş, tercihlerimizin çok kere sandığımız gibi özgür irademizle değil, bize sunulan verilerin, verilme biçiminden kuvvetle etkilendiğimizi yazmıştım. Bu yanıltılma veya “çerçevelenme” sadece sıradan insanların bilgi sahibi olmadıkları konularda, Türk argosundaki deyimle “kafeslenmeleri” anlamına gelmez. Bu yazıda konu ettiğimiz örnek bu durumun uzmanlar için de aynı ölçüde geçerli olduğunu ortaya koymaktadır.

Kaynak:

Ray Moynihan and Alan Cassels; Selling Sickness: How the World's Biggest Pharmaceutical Companies Are Turning Us All into Patients, Nation Books NY 2005


Adınız *
E-posta adresiniz *
Yorumunuz *

Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin *
 
 

Sayılar Doğruyu Söyler mi?
2012-02-01
Yanıltılma veya Çerçevelenme II
2011-11-04
Yanıltılma veya Çerçevelenme
2011-10-27
Risk Altında Karar
2011-09-07
Gökten Para Düşerse
2011-08-10
Kararın Nöro Anatomisi
2011-07-20
Sahip Olmanın Dayanılmaz Üstünlüğü
2011-07-06
Sürpriz
2011-06-15
Risk Ölçümü
2011-05-20
Risk
2011-04-13
Tüm makaleler için TIKLAYINIZ...

    ŞUBAT 2012 (1)
    KASIM 2011 (1)
    EKİM 2011 (1)
    EYLÜL 2011 (1)
    AĞUSTOS 2011 (1)
    TEMMUZ 2011 (2)
    HAZİRAN 2011 (1)
    MAYIS 2011 (1)
    NİSAN 2011 (1)
    MART 2011 (1)
    ŞUBAT 2011 (1)
    OCAK 2011 (2)
    ARALIK 2010 (2)
    KASIM 2010 (2)
    EKİM 2010 (2)
    EYLÜL 2010 (1)
    AĞUSTOS 2010 (2)
    TEMMUZ 2010 (1)
    HAZİRAN 2010 (1)
    OCAK 2010 (2)
    KASIM 2009 (1)
    EYLÜL 2009 (1)
    OCAK 2009 (2)
    EKİM 2008 (4)
    TEMMUZ 2008 (3)
    NİSAN 2008 (2)
    OCAK 2008 (1)
    EKİM 2007 (1)
    EYLÜL 2007 (9)
    TEMMUZ 2007 (4)
    HAZİRAN 2007 (1)
    NİSAN 2007 (3)
    OCAK 2007 (1)
    EKİM 2006 (1)
    EYLÜL 2006 (9)
    TEMMUZ 2006 (1)
    NİSAN 2006 (2)
    OCAK 2006 (1)
    EKİM 2005 (1)
    TEMMUZ 2005 (1)
    NİSAN 2005 (1)
    OCAK 2005 (2)
    TEMMUZ 2004 (1)
    NİSAN 2004 (3)
    OCAK 2004 (3)
    EKİM 2003 (2)
    NİSAN 2003 (3)
    OCAK 2003 (1)
    EKİM 2002 (1)
    TEMMUZ 2002 (1)
    NİSAN 2002 (1)
    OCAK 2002 (1)
    EKİM 2001 (1)
    TEMMUZ 2001 (1)
    NİSAN 2001 (1)
    OCAK 2001 (1)
    EKİM 2000 (2)
    TEMMUZ 2000 (1)
    NİSAN 2000 (1)
    OCAK 2000 (1)
 
 
© Copyright AcarBaltas.com 2006 - Tüm hakları saklıdır. - info@acarbaltas.com Tasarım - www.emerio.net