Dünya’nın bir çok yerinde insanlara, hayat kalitelerini neyin yükselteceği sorulduğunda, alınan cevap ezici çoğunlukla, “daha çok para” olmaktadır. Kendini önemli ölçüde “mutlu” olarak tanımlayan insanlar da “biraz daha
Müzakerenin kendine özgü bir mantığı ve gerekleri vardır ve etkin müzakere becerileri eğitim ve bilinçli bir çabayla geliştirilebilir. Ancak daha da önemlisi, kişinin kendi kişisel müzakere tarzını bilmesidir.
Eğitimli insanların çoğu, bir konuda karar vermek için verilere ve varsa sayılara bakmak ister. Böyle bir karar vermenin “duygusal” bir yaklaşımdan bizi uzak tutacağına inanır ve bunun o
Bundan önceki yazılarımızdan birinde, insanların sabit bir risk algısının olmadığından ve bu nedenle yatırım şirketlerinin müşterilerine yaptırdığı risk derecelendirme profillerinin fazla bir anlam taşımadığından söz etmiştik. Yarım bardak
Geçen yazımızda, insanların algılarının kendilerine verilen bilgiye bağlı olarak yönlendirilebileceğini yazmıştık. Bilginin sunulma biçiminden kaynaklanan yanıltılmaların, yatırım kararları konusunda nasıl etkili olduğu, bu yazımızın konusunu oluşturmaktadır. Bir yatırım
Ekonomik yapının temelini “fiyat – fayda” ilişkisi oluşturur. Bu ilişkinin dayandığı ilkeye göre bir insanın bir eylemle ilgili girişimde bulunması için, harcanan çabadan daha büyük bir yarar beklentisi
Şöyle bir durumla karşılaştığınızı düşünün. Bir oyunda garanti olarak 3.000 TL kazandınız. Bunu 4.000 TL’ye çıkartmak isterseniz şansınız %80 olacak ancak %20 ihtimalle de hiç bir şey kazanmayacaksınız.
Elinize beklemediğimiz bir sırada 25.000 TL geçtiğini düşünün. Bu parayı değerlendirmeniz, harcadığınız parayı nasıl bulduğunuza bağlı olur muydu? Bu soruya “fark etmezdi” demeden önce aşağıdaki seçenekleri okuyun 1)
Aristoteles insanın “akıllı hayvan” olduğunu söylemiştir. William Shakespeare, Hamlet’te insanı, “akıldan yana soylu, sonsuz yeteneklerle donatılmış” olduğunu yazmıştır. Klasik ekonomistler, Stuart Mill ve Adam Smith, insanların kararlarını kendilerine
Halk arasında bilinen hikayedir. Kayseriliye bir malın fiyatını sormuşlar. Kayserili de soruya başka bir soruyla karşılık vermiş. “Alırken mi, satarken mi?” Geçmişte Kayserililerin uyanıklığına atfedilen bu özellik, sadece