Çocukluk, Erken Okul Dönemi ve Uzun Yaşam

Çocukluk, Erken Okul Dönemi ve Uzun Yaşam
Çocukluk, Erken Okul Dönemi ve Uzun Yaşam

Akademik çevrelerde yetişkinlik dönemi hastalıklarının birçoğunun kökeninin çocukluk döneminin erken basamaklarında yaşanan gelişimsel ve biyolojik olumsuzluklara bağlı olduğu konusunda anlayış birliği vardır. Ancak bu olumsuzlukların sağlık üzerindeki sonuçlarının bazıları çok uzun zaman sonra ortaya çıkar. Bu olumsuzluklar ya birikerek etkisini gösterir ya da biyolojik gelişimin hassas dönemlerinde meydana gelerek yetişkinlik döneminde sağlık sorunlarının oluşmasına zemin hazırlar. Bu durum olumsuz çocukluk dönemi yaşantılarıyla sağlık sorunları arasındaki ilişkinin kurulmasını zorlaştırır.

Çocukluk dönemi yaşantıları olumlu veya olumsuz olabilir. Bu alanda yapılmış kilometre taşı niteliğindeki çalışmalardan biri Kaiser Olumsuz Çocukluk Yaşantıları (Adverse Childhood Experience-ACE) araştırmasıdır.1 Bu çalışmada olumlu çocukluk yaşantılarına sahip olanlar olumsuz yaşantılara sahip olanlara göre 20 yıl daha fazla yaşadığı görülmüştür. Bu araştırma olumsuz çocukluk yaşantılarıyla riskli davranışlar, psikolojik sorunlar, ciddi hastalıklar ve ölüme yol açan diğer nedenler arasındaki bağı ortaya koymuştur. Ortalama yaşı 59 olan 17.000 yetişkinle 18 yaşından önceki yaşantılarıyla ilgili yapılan soruşturma, olumsuz çocukluk yaşantısı sayısı arttıkça, sağlık üzerindeki etkinin de büyüdüğünü göstermiştir. Duygusal ve fiziksel sağlık üzerinde kalıcı etkileri olan yedi olumsuz çocukluk yaşantısı olarak şunlar sıralanmıştır:

  • İstismar (bedensel, duygusal, cinsel)
  • İhmal (bedensel, duygusal)
  • Aile içi şiddet uygulamasına tanık olmak
  • Ebeveynin hapiste olması
  • Ebeveynin boşanması veya ayrılması
  • Ev ortamında madde kullanımı
  • Evde akıl sağlığı sorunu.

Bu sorunların birden çoğunun varlığı, artan oranda duygusal sağlık ve beden sağlığı sorunlarına yol açmaktadır. Olumsuz çocukluk yaşantısı sayısı yükseldikçe duygu ve davranış sorunları ve sağlık problemi geliştirme ihtimali de artmaktadır.

  • Hiçbir olumsuz çocukluk yaşantısı olmayan birinin, yetişkinlikte diyabet, kalp hastalığı, inme ve bağışıklık sistemi hastalıklarına sahip olma riski, iki veya daha fazla olumsuz çocukluk yaşantısı olanlara kıyasla çok daha düşüktür.
  • Bir olumsuz çocukluk yaşantısına sahip olmak riski biraz artırır, ancak dört veya daha fazla olumsuz çocukluk yaşantısı uzun dönemli sağlık sorunu geliştirme ihtimalini çok yükseltir.
  • Erken çocukluk döneminde olumsuz yaşantılara maruz kalmak çocukta öğrenme ve davranış sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. İki olumsuz yaşantı dahi öğrenme sorunlarına ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi davranış sorunlarına yol açabilir.

Vermont Üniversitesi Çocuk Hastanesi’nden Dr. Michelle Shepard bu olumsuz yaşantıların meydana gelmesinin çocuğun yaşına bağlı olarak farklı düzeyde etkili olduğunu söylemiştir. Örneğin beş yaşından önce böyle bir yaşantıya maruz kalmak, çocuğun strese karşı tepki sistemi gelişmediği için, özellikle yıkıcı olabilir. Çocuk sürekli olarak stresli durumlara maruz kalırsa yüksek düzeyde stres hormonu salgılar ve çok daha güçlü tepki verebilir. Küçük yaşta bu yaşantılara maruz kalmak büyüme ve gelişim sorunlarına, astıma, bağışıklık sistemi hastalıklarına, diyabete yol açabilir ve bu çocuklar daha sık hasta olur.

Son yirmi yılda yapılan araştırmalar olumsuz çocukluk yaşantılarının uzun dönem etkilerinin sonucu olarak bedenin strese karşı geliştirdiği tepki mekanizmasının bozulduğunu ortaya koymuştur. Çünkü bu sistem içinde yer alan hormonlar sadece stresli durumlara verilen tepkiyi değil, aynı zamanda bağışıklık sistemini, beynin gelişmesini, öğrenme becerisini içine alan duyguları yönetmeyi düzenler.

Gelişimsel süreçler travmatik yaşantılarla bozulabilir ve tehlikeli durumlarla mücadele etmek için elverişli olabilecek stresle başa çıkmak amacıyla düzenlenmiş olan mekanizma uygun olmayan şekilde devreye girer ve istenmeyen sonuçlara yol açar.2

Anne bakımının sağlıklı ve uzun yaşamla ilişkisi

Anne bakımının kalitesi fizyolojik süreçleri etkileyerek hastalığa yatkınlığı ve muhtemelen hayat süresini etkiler. Hayvan deneyleri dâhil birçok araştırma yetersiz anne bakımı ve anneden ayrılığı da içeren stres tepkisinin canlının ilerideki hayatındaki etkisini araştırmıştır. Örneğin annesiz büyüyen maymunların obeziteye ve diyabete yatkın olduğu görülmüştür. 12-18 aylık güvensiz bağlanan çocukların ayrılık sırasında kortizol düzeylerinin yüksek olduğu bulunmuştur. Annesiz çocuklarda yüksek kortizol düzeyinin kalp damar hastalığı riski doğurduğu saptanmıştır.3

Yakın zamanda yapılan araştırmalar, yetersiz anne bakımıyla ilişkilendirilen beyin ve kandaki hücreler dâhil birçok dokuda hayat süresi ve sağlık konusunda belirleyici olan telomerlerin kısaldığını göstermiştir. DNA içindeki bilgiyi taşıyan özel yapılar olan telomerler yaşlılıkta doğal olarak kısalır. Hayatın erken yıllarında yetersiz anne bakımı nedeniyle yaşanan stres, hücre düzeyinde fonksiyon bozukluklarına ve telomer kaybına neden olur. Ayrıca istismar gibi olumsuz çocukluk dönemi yaşantılarının, sağlıklı yetişkinlerde telomer kısalmasına yol açtığı saptanmıştır.

Doğum ağırlığı ve bebeklikte sağlıkla ilgili olumlu ve olumsuz özellikler, hayat süresi konusunda önem taşımamaktadır. Ancak bunlara kötü beslenme, ciddi prematüre sorunlar veya toksinlerden ağır şekilde etkilenmek dâhil değildir.

Anne sütüyle beslenme hem çocuğun biyolojik sağlığı açısından hem de anne-çocuk arasındaki bağın güçlenmesi açısından değer taşır. Anne sütü, çocuğun yeterli beslenemediği olumsuz koşullarda sağlık için çok yararlıdır. Ancak normal yetişme koşullarına sahip çocuklarda hayatın bütününe bakıldığında anne sütüyle beslenme, genel olarak uzmanlar tarafından vurgulandığı ölçüde, istatistiksel anlamda bir fark yaratmamaktadır. Anne sütünün erkekler için sınırlı bir ölçüde yararlı olduğu görülmüş, ancak bu da istatistiksel bir anlam düzeyine ulaşmamıştır.

Erken eğitim

Aile içindeki yaşantıların yanı sıra, seçilen hayat yolundaki önemli etkilerden birisi okul ve arkadaşlıklardır. Küçük çocuklar belirli yetkinlikler taşır ve belirli eğilimler gösterir. Bunların bazıları genlere, anne karnındaki etkilere, ev içindeki özelliklere bağlıdır. Terman çocuklarının bazılarının aktif, bazılarının daha gevşek, bazılarının utangaç, bazılarının ise meraklı olduğu görülmüştür. Bu özellikler okulun ilk yıllarında diğer arkadaşlarla ve çevreyle kurulan ilişkiler sonucunda iş birliği, rekabet, insanlara duyarlılık, sebat, fevrilik, tek başına olmayı veya insanlarla birlikte olmayı tercih etmek gibi kişiliğe ait özellikler hayat boyu devam eder. Sonuç olarak bu özellikler sağlıklı ve uzun yaşamayı etkileyen kalıplar oluşturur.

Çocukların erken okula gitmesi, yaşıtlarından ileri sınıfta okuması birçok anne-baba için övünç vesilesi olsa da yaşıtlarından büyüklerle birlikte olmak özsaygı gelişimini olumsuz etkilediği için çok kere olumsuz sonuç verir.

Bu konu M. Gladwell’in çok satan Outliers kitabında Kanada elit buz hokeyi oyuncularının doğum tarihlerinden hareketle, çarpıcı bir şekilde ele alınmıştır. İnsanlar diğerleriyle girdikleri herhangi bir yarışta sadece performanslarıyla değil, bu performansa yol açan kümülatif avantajlarıyla mücadele ederler. Özellikle ergenlik döneminden önce birkaç aylık doğum tarihi farkı büyük olanlara avantaj sağlar. Yetenek sınıflandırmaları erken yaşta yapılır. Okuma ve matematikte daha büyük öğrenciler yetenekli kabul edilir. Öğretmenler yetenekle yaşı karıştırır ve bu durum eğitim hayatının ortasına kadar geçen sürede yaşı büyük olanlara avantaj sağlar. Geride kalmaya veya vasat olmaya alışan ve duygusal düzeyde bunu kabul eden öğrencinin ergenlik döneminden sonra bunu değiştirmesi kolay olmaz.4

Erken yaşta okula gitmenin yol açtığı olumsuzlukların, büyük ölçüde çocuklarını diğerlerinden daha başarılı kılmaya çalışan, zorlayıcı ebeveynlere bağlı olduğunu düşünmek hatalı olmaz. Bu nedenle çocukları fazla zorlamanın yarardan çok zarar getirdiği gerçeği burada da karşımıza çıkar. Anne ve babaların en büyük gurur kaynaklarından biri olan okul yaşından önce okumanın, bazı çocuklarda uyum zorluğu çıkarttığı görülmüştür. Ancak bu durumun yaşam süresi üzerinde etkisi bulunamamıştır.

Terman grubundaki çocuklar iyi öğrenci olacak yeterliliğe sahipti ve doğal olarak ilkokulda kompozisyon, tarih, dil, fen ve münazaralarda kendilerini gösterdiler. Ancak çoğu çocuk sanat ve el yazısında ortalama veya zayıftı. Dr. Terman gelecekteki doktor, avukat ve mühendislerin okunaksız yazısıyla ilgili ilk gerçek kanıtı bulan bilim insanıydı.

Okula erken başlayan Terman çocukları, hayatları boyunca çeşitli uyum güçlükleriyle karşılaştılar. Terman veri tabanını inceleyen araştırmacılar okula erken başlayanların, zamanında başlayanlara kıyasla daha kısa bir hayat sürdüklerini buldular. Okula erken başlamakla hayat süresi arasındaki ilişkiyi etkileyecek çok sayıda faktör vardır. Bu nedenle iki değişken arasında doğrudan bir ilişki kurmak mümkün olmasa da bu dikkat çekici bir bulgudur. Ancak belki çocukları çok erken yaşta çok fazla zorlamanın doğru olmadığını düşünmek akla ve sağ duyuya en uygun yorum gibi gözükmektedir.

Yüksek eğitim

Çocukluk döneminde ebeveynin mesleğine bağlı olarak sahip olduğu sosyo-ekonomik statünün (SES), yaşlılık dönemindeki sağlık ve hayat süresi üzerindeki etkisini inceleyen ve 70.019 kişinin verilerinin değerlendirildiği bir araştırmada, çocukluk ve yetişkinlik dönemindeki SES’nin birbirinden bağımsız olarak aynı ölçüde önemli olduğu bulunmuştur. Böylece yaşlılıktaki sağlığı ve hayat süresini, çocukluk ve yetişkinlik dönemi SES’lerinin toplamı etkilemektedir. Bu bulgular çocukluk dönemi koşullarının sonraki hayatı etkilediği ve yaşlılıktaki sağlığın kaynağının erken yaşlara dayandığı görüşünü desteklemektedir.5

Eğitim büyük çoğunlukla sosyo-ekonomik statüyü ve geliri belirler. Sosyo-ekonomik statü de sağlıkla ve dolayısıyla yaşam süresiyle yakından ilişkilidir. Eğitim ve zekâ düzeyinin uzun yaşam üzerindeki etkilerini birbirinden ayırmak kolay değildir. Zeki olanlar eğitimde daha ileri gider, daha sağlıklı olur, sağlıkla ilgili konuları daha iyi anlar ve daha uzun yaşarlar.

Yüksek zekâlı bireylerden oluşan Terman grubu üyeleri, aynı dönemdeki akranlarına göre biraz daha sağlıklı ve uzun yaşamış gözükmektedir. Ancak bu fark diğer sosyal ve kişilik özellikleri kadar belirleyici değildir. Daha iyi eğitimli olanlar, mesleklerinde daha başarılı olmuş, daha uzun yıllar çalışıp kendilerini geliştirmiş ve daha üretken bir hayat yaşamışlardır.

Bunun nedeni sadece eğitim midir? Tek nedeni eğitim olarak görmek yanıltıcı olur. Çünkü büyük çoğunlukla bu kişilerin ana-babaları da iyi eğitimli ve başarılı insanlardı. Böyle bir ailede yetişmek, doğal olarak çocukları da yukarı doğru iter.

Sonuç

Bugün erken yaşam deneyimlerinin (insan hayatının ilk yıllarındaki yaşantıların) yetişkin sağlığı üzerindeki etkileri önemsenmektedir. Bunun olumlu ve olumsuz sonuçları vardır.

Bu araştırmalar, sağlık açısından önemli birçok kalıbın çocuklukta ve gençlik döneminde ortaya çıktığını ortaya koymuştur. Ancak bunların değiştirilebilir ve geliştirilebilir olduğunu unutmamak gerekir. Bu değişimin bireysel çaba ile olması mümkün gibi gözükse de esas sorumluluk bu eşitsizlikleri azaltacak ve fırsat eşitliğini sağlayacak politikalar oluşturması gereken kamu yönetimidir.

Kaynakça:

  1. ACE study [İnternet]. Uygun erişim: https://web.archive.org/web/20151227092712/http://www.cdc.gov/violenceprevention/acestudy/index.html
  2. UVM Medical Center. Your childhood experiences affect how long & well you live [İnternet]. Uygun erişim: https://medcenterblog.uvmhealth.org/children-health/aces-childhood-experiences/
  3. Giorgio M, Renzi C, Oliveri S, Pravettoni G. Maternal care determinant of longevity?. Archives italiennes de biologie 2016; 154. 14-25.
  4. Gladwell M. Outliers. The story of success. Back Bay Books; 2011.
  5. Zimmer Z, Hanson HA, Smith KR. Childhood socioeconomic status, adult socioeconomic status, and old-age health trajectories: connecting early, middle, and late life. Demographic Research 2016; 34(10): 285-320.

Kendini Değerlendirme: İlkokul

Aşağıdaki beş soruyu yanıtlayınız.

1.         Anaokuluna gittiniz mi?

____________________________________________________________________________

2.         Normal okula (birinci sınıfa) kaç yaşında başladınız?

____________________________________________________________________________

3.         Okumayı okula gitmeden önce öğrenmiş miydiniz?

____________________________________________________________________________

4.         Okuduğunuz ilkokul katı ve rekabetçi miydi?

____________________________________________________________________________

5.         Eğitim hayatınızda hiç onur listesine girdiniz mi?

____________________________________________________________________________

Puanlama: Cevaplarınız akademik gelişim ve başarıyla ilgili olsa da, genel bir puana ulaşmak için hepsini birbiriyle birleştirmek anlamlı sonuç vermez. Bu unsurlar daha ayrıntılı olarak incelendiğinde şu sonuca ulaşılır: Hayat süresiyle ilköğretim arasındaki ilişki oldukça farklıdır.
Sending
User Review
3.25 (4 votes)

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.