İlişki Ağı, Yakın Arkadaşlıklar ve Sosyal Bağların Gücü

İlişki Ağı, Yakın Arkadaşlıklar ve Sosyal Bağların Gücü

Sosyal destek, insanların başkalarıyla ilişki ve bağlarını içine alan çok geniş bir kavramdır. Bu kavram çok kapsamlı olduğu için, aynı zamanda da akıl karıştırıcıdır. Bazı durumlarda sosyal ilişki ağının boyutu arkadaş, akrabaların sayısı ve kişinin bu ağ içindekilerle ne sıklıkla görüştüğü ve konuştuğu ile ölçülür. Bazı durumlarda ise kişiyi seven ve kendini iyi hissetmediği zaman onu neşelendiren yakın çevresinin kişiyi ne kadar önemsediği ve ne sıklıkla kişiyle ilgilendiği yönünden ele alınır.

Sağlıkta belirleyici olan sosyal ilişkilerin özellikleri

Sosyal ilişkilerin insan sağlığı ve hayat süresi konusundaki etkisini inceleyen iki dev araştırma vardır. Bunlardan birincisi Terman’ın 1921 yılında başlattığı ve 1528 kişiyi hayatları boyunca izlendiği Stanford araştırmasıdır. İnsan davranışının sağlık ve uzun hayat üzerindeki sonuçlarını inceleyen bir başka kilometre taşı niteliğinde araştırma ise Harvard Üniversitesi tarafından 1938 yılında başlatılan ve 724 erkek öğrencinin 75 yıl izlendiği ve dört kuşak araştırmacının katıldığı araştırmadır. Bu gençler ayrıntılı bir sağlık muayenesinden geçtikten sonra ev içi ilişkileri, mesleki gelişimleri, arkadaşlık bağları dâhil, her iki yılda bir yapılan görüşmeler ve ev ziyaretleriyle bütün yaşam yolculukları boyunca izlenmiştir. Bu arada CT çekimleri dâhil tıbbi taramaları yapılmış, eşleri ve çocuklarıyla görüşülerek on binlerce sayfa belge oluşturulmuştur.

Bütün bu muazzam veri yığınından çıkan sonucu bir cümleyle özetlemek gerekirse, o cümle şu olur: “İyi ilişkiler bizi mutlu ve sağlıklı tutuyor”. Harvard Yetişkin Araştırmaları Merkezi’nin Başkanı Dr. Waldinger araştırmanın ilişkilerle ilgili ortaya koyduğu üç önemli sonucu şöyle özetlemektedir:

  1. Sosyal ilişki ağı büyük önem taşıyor: Sosyal ilişki ağı geniş olanlar, dar olanlara kıyasla aile, arkadaş, toplum, cemaatle daha mutlu hissediyorlar, bedensel olarak daha sağlıklılar ve daha uzun yaşıyorlar. Buna karşılık yalnızlık toksik bir sonuç veriyor. İzole olanlar mutsuz oluyor, sağlıkları bozuluyor ve daha kısa yaşıyorlar. Her beş Amerikalı’dan biri yalnız. Türk toplumu bu açıdan büyük bir avantaja sahip. Arkadaşlık, akrabalık ve dostluk bağları, zehirlenme etkisi yapacak yalnız insan sayısını çok azaltmaktadır. Ancak unutmamak gerekir ki, insan kalabalık içinde olduğu gibi bir evlilik içinde de kendisini yalnız hissedebilir.
  2. Önemli olan arkadaş sayısı ve çocukların sayısı değil, ilişkinin kalitesini belirleyen bağın derinliğidir: Çatışma içinde bir hayat sürdürmek sağlık için iyi bir durum değildir. İyi ve sıcak ilişkiler içinde yaşamak koruyucu özellik taşır. Araştırma grubu 80 yaşına geldiğinde, orta yaş özellikleri incelenince ortaya şaşırtıcı bir sonuç çıkıyor. Ellili yaşlarında ilişkilerinde en yüksek doyumu yaşayanların 80 yaşlarında en sağlıklı olanlar olduğu görülüyor. Bu bulgudan yola çıkarak besleyici bir ilişki sürdürmenin, kolesterol düzeyinden çok daha belirleyici olduğu söylenebilir. Daha şaşırtıcı olanı, elli yaşlarındaki ilişki kalitesi 80 yaşlarındaki ağrı toleransını etkiliyor. Çatışmalı veya tatminsiz ilişki içinde olanların ağrı şikâyetleri daha fazla olduğu görülmüş.
  3. İyi ilişkiler sadece bedeni değil, beyni de koruyor: Güven ve bağlılık duygusunun güçlü olduğu bir ilişkide, ihtiyaç duyduğu zaman yardım edecek birinin varlığını hissetmek hafızayı daha parlak tutuyor ve 80 yaşlarında zihinsel performansı yükseltiyor. Böyle bir ilişki içinde olmamak ise hafızanın zayıflamasına ve giderek yıkıma neden oluyor.

Bu noktada iyi ilişkinin tanımı önem kazanıyor. İyi ilişki hiç çatışma olmaması anlamına gelmiyor. Karşısındakine güveneceğini bilmek ve buna inanmak, bu çatışmalar ne kadar şiddetli olursa olsun, anılarda iz bırakmıyor. Bir ilişkinin kalitesini belirleyen önemli özelliklerden biri, çatışmadan barışmaya (veya ilişkiyi düzeltmeye) kadar geçen zaman aralığında kişilerin düşünce biçimi ve bunun ortaya çıkarttığı duygular. Bir uçta kızgınlık ve kin biriktirmek, partnerini suçlamak; diğer uçta kendi davranışı üzerine düşünmek veya partnerini hatalı olsa da bağışlamak arasındaki denge ilişkinin geleceği açısından belirleyici oluyor.  

İyi ilişkiler mutluluk, ruh ve beden sağlığı açısından yararlıdır. Bu aşikâr bilgeliği gerçekleştirmek neden bu kadar zor? İnsan doğası hızlı ve kolay çözümlerin peşinde koşuyor. Hemen elini uzatıp hayatını iyi kılacak kolay çözümler istiyor. Oysa ilişkiler zor, karmaşık ve engebeli. Bir ilişkiyi geliştirmek, sürdürmek ve sağlam tutmak hayat boyu sürecek ve hiç bitmeyecek emek ve çaba gerektiriyor. Günümüzde mutlu olmak için para ve ün sahibi olmak gerektiğine inanılıyor. Oysa mutlu yaşayanların aile ve arkadaşlık ilişkilerine yatırım yapmış olanlar olduğu görülüyor.

Türkiye açısından

Türkiye açısından durum değerlendirildiğinde ülkemizde kültür ve geçmişten kaynaklanan yakın aile ilişkileri nedeniyle, yaşlıların önemli bir bölümü çocuklarıyla kapı komşusu olarak oturmak, psikolojik olarak “büyük bir aile” gibi yaşamak eğilimi göstermektedir. Bu nedenle, ülkemizdeki yaşlıların aile dışında, yaşlı evleri veya huzurevleri gibi kurumlarda yaşaması yadırganır ve başvurulacak son bir çare olarak görülür. Ancak hızlı kentleşme ve çağdaş yaşamla birlikte ortaya çıkan değişimler, bu tür kurumların kabul görüp yaygınlaşmasının ve destekli yaşam imkânlarıyla çeşitlenmesinin kaçınılmaz olacağını göstermektedir. Önemli olan yaşlıların kendi evlerinde veya evleri dışındaki herhangi bir ortamda, düzeyli, rahat ve onurlu bir yaşam sürdürebilmeleridir. Kurumsal yaşamı tercih edenlerin de eğer varsa, ailenin genç kuşakları ile fiziki yakınlık, sosyal ve psikolojik etkileşim içinde olabilmeleri iyi bir çözüm olabilir.

Terman araştırma grubunda yer alan katılımcıların hayat yolculukları da sosyal ilişkileri beslemek için zaman ayırmanın sadece hayat kalitesini yükseltmediğini, aynı zamanda hayat süresi üzerinde de etkili olduğunu ortaya koymuştur. Kendini iyi hissetmek, sükûnetini korumak, derin nefes almak, meditasyon, yoga yapmak, mindfullness aktivitelerine katılmak sağlık açısından iyi olmanın işaretleri olabilir, fakat bunlar uzun yaşamanın temel nedenleri değildir. Sağlığı geliştirmek ve uzun hayat üzerinde birinci derecede etkili olan, sosyal ilişkilerdir. Burada vurgulanması gereken önemli nokta şudur: Kendinin çok beğenildiğini bilmek ve kendine bağlı olunduğunu ve önem verildiğini hissetmek hayat süresi üzerinde bir etki doğurmamaktadır. Uzun hayat süresi konusunda fark yaratan zengin sosyal ilişki ağı içinde olmak, çok sayıda bağın bulunması ve bu ilişki ağı içinde başkalarına yardımcı olacak etkinlikler içinde olmaktır.

Yeni bir yıl yeni bir fırsat

Yakın bir arkadaşlık ve dostluk ilişkisi geliştirmek için hiçbir zaman geç sayılmaz. Bunun için çevrede bulunan sosyal kulüplere katılmak, sosyal sorumluluk projeleri yürüten derneklerde görev almak ve gönüllü çalışmalar yapmak, değer temelli sağlam yeni dostluk ve arkadaşlıklar başlatmak mümkündür. Çünkü bu araştırmada mutlu olan yaşlıların emekli olduktan sonra uzaklaştıkları iş arkadaşlarının yerini, bu tür arkadaşlıklarla doldurdukları görülmüştür. Bir başka yol, iş hayatından kaynaklanan aşırı yüklü olan program ve sorumluluklar nedeniyle vakit ayrılamayan aile, arkadaş ve akrabalarla olan ilişkileri besleyip geliştirmektir. İlişkilerin her zaman mükemmel olması gerekmez ancak sorunları çözmek için çaba harcamak bile yararlıdır. Dr. Waldinger’e göre ilişkileri sürdürmek ve bağları güçlendirmek için çalışmak bile, düzenli egzersiz gibi sağlık açısından fayda sağlar. 2023 yılının bu açıdan bu yazıyı sonuna kadar okuyanlar için bir fırsat olmasını dilerim.

Sending
User Review
4.5 (8 votes)
One Comment

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.